İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türk Sinemasının İlk İnterseks Temsili: Köçek

70’li yıllar Türk sinemasının en acayip dönemlerinden biriydi. Bir yanda, bir avuç genç sinemacı kendi imkanlarıyla siyasi ve eleştirel filmler çekmeye çabalıyordu. Diğer yanda ise televizyonun yerle yeksan ettiği popüler sinema ayakta kalabilmek için “Çarlinin Kelekleri”, “Kendin Pişir Kendin Ye” gibi kelime oyunlu avantür filmlerden medet umuyordu. Herkes iyi kötü bir derdini dışa vurmaya çalışıyordu, anlayacağınız.

İşte Nejat Saydam’ın 1975 yılında yazıp yönettiği Köçek böyle bir dönemin tam ortasında doğmuştu. Film, iki akımdan da taraf değildi. Tam ortadaydı. Tıpkı, Köçek filminin baş kahramanı Caniko gibi. Caniko, Türk sinema tarihinin gördüğü ilk interseks karakterdi. Değil LGBTİ’nin İ’sinin, toplumsal cinsiyet kavramının bile esamesinin okunmadığı dönemde, Köçek her iki konuyu da elinden geldiğince işliyordu.

Caniko (Müjde Ar), meyhanede köçeklik yapan bıçkın bir delikanlı esasen. Dansları, kötü adamımız Acenta Rıza’nın (Yılmaz Gruda) dikkatinden kaçmıyor. Rıza, Caniko’nun kendi pavyonunda çalışmasını istiyor ve adamlarına Caniko’yu kaçırmalarını emrediyor. Rıza’nın adamları, zorla tuttukları Caniko’ya tecavüze yelteniyorlar ve onun bir erkek olduğunu görüyorlar. “Başlarına bela olmasın” diye de bıçaklıyorlar. Caniko hastaneye kaldırılıyor, apar topar ameliyata alınıyor. Yanlış anlamayın, bıçak yaraları yüzünden değil. Hayırsever (!) doktor, Caniko’nun “kadınlık ve erkeklik arasında gidip gelerek azap çekmesini” istemediği için. Bıçak yaraları diye gelip cinsiyet değiştirme ameliyatı olarak çıkıyor, Caniko.

Ameliyat esnasında verilen rüya sekansı, Caniko’nun cinsiyetlerarası doğasını ortaya koyuyor. Caniko bir kumsalda, hem bir erkek hem de bir kadın olarak yürüyor. Yaşadığı ikilemin yansıtılması açısından dönemin ötesinde imgelere sahip bir sekans. Rüya bitiyor ve ekran birleşiyor. Caniko’yu bu kez kumsalda bir kadın olarak uzanırken görüyoruz.

O zamana kadarki hayatını erkek olarak sürdürmüş, hatta “sünnet bile olmuş” Caniko. Ama kromozom testlerine göre kadın olduğu söyleniyor. Toplumda hem erkek hem kadın olarak yer alması imkansız görülüyor. İkili cinsiyet düzeninde bir taraf olması bekleniyor. Ama söz konusu futbol takımı değil ki, cinsiyetten bahsediyoruz. Bir tanesini seçmek öyle kolay olmuyor. Hele ki Caniko’ya biçilmiş bazı roller varken. Bu yüzden ameliyattan çıkan Caniko, doktorlara “Madem değiştirecektiniz, sapına kadar erkek yapamadınız mı be” diye bağırıyor. Kendini kadın olarak hissetmesi önemli değil, arkadaş çevresine ve mahalledekilere karşı “erkeklik” sorumlukları var.

Filmin kalanında, Caniko bildiği hayatı tümüyle geride bırakıyor. Raziye adını alıyor ve bir kadın olarak yaşantısını sürdürmeye başlıyor. Eski mahalleden arkadaşı olan ve ezelden beri bazı hisler beslediğini sezdiğimiz Adnan’a (Mahmut Hekimoğlu) abayı yakıyor. Buradan sonrası, klasik Yeşilçam melodramlarının olmazsa olmazlarına göre ilerliyor.

Ama filmin en bilinen ve en akılda kalıcı sahnesi, Adnan ve Caniko’nun alaimisemanın altından geçişi oluyor. Yeni kavuşan çiftimiz, gökkuşağının altından geçtiklerinde cinsiyetleri değişiyor. Mahmut Hekimoğlu’nu gelinlik, Müjde Ar’ı damatlık içinde gördüğümüz sahne, cinsiyet denen kavramın ne kadar akışkan olduğunu da bizlere hatırlatıyor.

İlk yorum yapan sen ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir