İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Singled Out Eleştirisi

“Evde kaldın.” Evliliği, hayatta varılacak en nihai hedef olarak görenlerin cümlesidir bu. Nerede görsem tanırım. “Armudun sapı üzümün çöpü derken evde kalacaksın vallahi” “Yaşın geçmeden birini bul” Teyzelerim, amcalarım bir dakika, bir dakika! O işler öyle değil. Yargılarınızı, tabularınızı masanızın altına koyun. Sonra müsaade edin, bizzat kendimizin yaşadığı hayatı açıklayalım sizlere.

Doğduk, biraz sefa sürdük, sonra büyüdük, pazartesi sendromları yaşadık, biraz gönül işleriyle iştigal olduk derken, toplumsal baskı kolumuzdan çekiştirip: “hele bir gel konuşacağız seninle” demesin mi! Fakat, bunu sadece Türkçe söylemiyor: İngilizce, Çince, ve İspanyolca dillerinde de söylüyor. Mariona Guiu ve Ariadna Relea ikilisi, dünyanın her yerinde “evde kalmış kadın” etiketinin olduğuna dikkat çekmek için yönetmen koltuğuna oturmuş ve farklı dillerde aynı hissiyatların konuştuğu Singled Out’u yapmışlar. Belgeselin işleyişi Türkiye, İspanya, Çin ve Avustralya’dan seçilen beş bekar kadın üzerinden gidiyor. İlişkilerle ve baskılarla nasıl başa çıktıklarını anlatıyorlar. Aynı zamanda, uzman kişilerin görüşlerine de yer verilerek sağlam bir kapıya yaslanıyor belgesel.

Söz konusu “kadın” olunca, hayatımızda muzdarip olduğumuz her şey, sahne sahne aklımızdan geçiyor hemen. “Hocam bu sahneleri keselim” de diyemiyorsun ki, yaşandı bitti saygısızca çünkü. Günün herhangi bir saatinde ama özellikle de geç bir vakitte, yolda yürürken nasıl tedirgin hissettiğimizi anlatmayayım şimdi. Veyahut, yalnız yaşayan birisinin evinde nasıl huzursuz hissettiğini… Belgeselin Türkiye ayağındaki Melek de, bu tedirginlikle başa çıkmak için kapısının önüne erkek ayakkabısı koyanlardan. En büyük silahımıza bakar mısınız: Erkeği, erkekle korkutmak. Ev sahiplerinin, yalnız yaşayacak bekar bir kadına kiracı gözüyle bakamadığı can sıkıcı durumlara da maruz kalıyor. Hatta daha sonra “kız başına yapamazsın, bir erkek olsun evin içinde” diyenlere de. Ne de olsa bize değil, çevreye güvenmiyorlar. Evin içinde değil ama online ortamda olan birçok erkekle yazışan Avustralyalı Jules ise, bir türlü ilişkiye başlayamıyor. Date’ye çıktığı (buluştuğu) insanlarla, toplumun kabul gördüğü “nikah masası” aşamasına geçemiyor. Evlenmemiş olmanın erkekler üzerindeki baskısı, kadınlar kadar acımasız yansıtılmadığı için topluma göre hatalı oluyor Jules. Haliyle bu durum, kendi üzerine baskı kurmasına neden oluyor. Kadınlara erkek dayanmıyor sonuçta, değil mi?

Evliliğin bir diğer karşılığı “yasal seks” olduğu için, doğrudan çocuk yapmakla ilintili hale geliyor. Manuela, tüm bunlara baş kaldırarak yapay döllenme yöntemini seçiyor. Bu yöntemi seçmek isteyen birçok İspanyol kadınına rehber olacak belki de. Sık sık da neden bir ilişkisinin olamadığını soruyor kendine. Ama mühim değil. Evlenmemiş olması, bebek sahibi olma arzusunun önüne ket vurmuyor ve annelik opsiyonunu kullanıyor. Kendi ailesini bile isteye seçiyor o. Bahsettiğimiz tüm bu baskılar Yang ve Yan isimli iki Çinli kadının da sıkıldığı şeyler. Bir aile kurup mutlu olmasını isteyen ebeveynlerinin ezbere cümleleriyle büyümüşler. Bir kadının mutluluğunu, bir erkeğin garanti edeceğinin inanışı bu. Evliliği bir başarı olarak görme fikirsizliği bir nevi. Uzak doğunun aslında bize o kadar da uzak olmadığı konular yani. Tüm bu cümlelere kulaklarını tıkayıp, işlerine odaklanıyorlar. Doktora yapan Yang şundan dert yanıyor: “Çinli erkekler geleneksel oluyor. Belirli kalıplar bekliyor kadınlardan. Onları etkilemeye çalışmak kimliğim üzerinde baskı yaratıyor. Doktora yapmış kadın bile farklı geliyor. Çinli olmayan birinin yanında kendim olabiliyorum.

18. Filmmor Kadın Filmleri Festivali vesilesiyle izlediğim Singled Out, belirli bir yaşın üstündeki bekar kadınların, kaçınılmaz soruların bombardımanına tutulduğu baskıyı dört ülkede gösteriyor. Ve diyor ki: “Teyzelerim, amcalarım yapmayın. Medeni durumumuzdan bağımsız bir şekilde oturup konuşalım. Hayatımızın tek hedefi evlilik değil. Ha, illa ki evlilikse derdimiz, birini bulunca evlenmek yerine, evlenilecek birini bulalım. Çünkü insan tek başına da kalabalık olur isterse.”

İlk yorum yapan sen ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir