İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sen Yeter ki #EvdeKal Listesi / 3

1 2 3 4

Size de dünya yanıyormuş gibi geldiği oluyor mu? Özellikle şu son zamanlarda. Gündemde olup biten her şeyden uzaklaşmak ve kendinizi kurmaca dünyanın kollarına atmak istiyorsanız yalnız değilsiniz.

Böyle anlarda, insanın sarıldığı bir iki film mutlaka olur. Tanıdık olanın verdiği huzur içinizi kaplarken, rahat bir nefes aldığınızı hissedersiniz. Burada kötü sürprizlere yer yoktur – o filmleri milyon kez izlemiş, milyon kez yeniden sevmişsinizdir zaten.

Yollarımın yıllar önce kesiştiği ve o zamandan beri tekrar izlemekten mutluluk duyduğum bazı filmleri paylaşmak isterim. Siz de izlerken böyle hissettiğiniz filmleri yoruma yazabilirsiniz. Sevgiler.

4. Say Anything…

Yanlış hatırlamıyorsam, filmin sloganı şuna benzer bir şeydi: “Lloyd Dobler’i tanımak, onu sevmektir.” Gerçekten de en sevdiğim film karakterlerinden. Lloyd, Amerikan ellerinde “dreamboat” dedikleri; bizimse “genç kızların hayallerini süsleyen” diye tabir ettiğimiz türden biri. Sixteen Candles filmindeki Jake Ryan’la bu yüzden sık sık kıyaslanır hatta. Ama yarışmayı boombox serenatıyla Lloyd önde bitiriyor. Tabii böyle hissetmemizde, John Cusack’in etkisi büyük. O mu daha efsanevi, yoksa yarattığı Lloyd karakteri mi karar vermek zor. Ben, ilkinden yanayım. Demek ki karar vermek o kadar da zor değilmiş.

Film, John Hughes tarzı gençlik filmlerine benzese de onlardan çok daha zengin bir hikaye sunuyor. Mesela filmi John Hughes yazsa, serenat sahnesiyle bitirirdi. Lloyd serenatını yapar, Diane evin önüne gelir ve ikisi öpüşüp barışırlardı. Ama Cameron Crowe, işin içine Gelir İdaresi ve hırsızlığı karıştırdığı yan hikayeyle, ergen aşkından fazlasını anlatıyor. Sonuçta, iki insan arasındaki en önemli şey dürüstlük diyor ve işaretin yandığını duyuyoruz. 

İlgini Çekebilir:  2019'un "OK, Boomer" Dedirten 4 Filmi
1 2 3 4

İlk yorum yapan sen ol

Cevap yaz