İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sen Yeter ki #EvdeKal Listesi / 2

1 2 3 4

İçimizin pek de renkli olmadığı şu günlere siyah beyaz filmlerin derinliğini iliştirsek hiç fena olmaz diye düşünüyorum.  Çoğumuz evde kalmanın gerekliliğini sinemaya sarılarak geçiriyor. Bu sancılı ve belirsiz süreç belki de unuttuğumuz şeyleri bizim için hatırlatıcı bir göreve sahip: Sinemanın karanlık salonunda oturup yepyeni dünyalara dalma hissi gibi şeylere…

Her bir sahnesinde gezinmek isteyeceğim ve kadrajının bizlere çok şey söylediğini düşündüğüm siyah beyaz filmleri beğeninize sunmaktan onur ve gurur duyarım. Rica ederim. 🙂

The Turin Horse, 2011

Önümüzü iliklediysek Bela Tarr hazretlerinin veda filmiyle açılışı yapıyorum. Lügatım yetse de bu filmden bahsedebilsem sizlere. Kelimelerimi ve duygularımı denk düşürecek anlatı biçimi bulmakta zorlanıyorum açıkçası. Hani şu hiçbir şey söylememekle çok şey söylemenin yan yana durduğu dayanılmaz hafiflik…

 Baba ve kızın kafalarındaki sesin rüzgar uğultusu ile bastırıldığına, patatesin ellerinde olan tek yiyecek olmasına 6 gün boyunca şahitlik ediyoruz. Atın kırbaçlandığını gören Nietczhe, atın boynuna sarıldığı esnada yere düşer ve akıl sağlığını yitirir. Patates yedikten sonra sürekli gittiği pencerenin önü, yaşadığını hissetmek istemesinden ileri geliyor belki de. Varlığın ve hiçliğin sırt sırta durduğu, sadece haşlanmış patates “yemek zorunda” oldukları iki buçuk saati Bela Tarr’ın bize sunduğu bir armağan olarak kabul edelim.

İlgini Çekebilir:  Adam Sandler'ın En İyi Performansları
1 2 3 4

İlk yorum yapan sen ol

Cevap yaz