İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kuzey Kore’nin Godzilla Çakması Canavar Filmi Pulgasari

Hangisinin daha delice olduğuna siz karar verin. Kuzey Kore’nin Pulgasari adında, Godzilla taklidi bir film yapması mı, yoksa bu filmin yapılış hikayesi mi?

1960’ların sonunda, o sıralar Kuzey Kore diktatörlüğünün varisi Kim Jong-il, propaganda filmleri yapmak için bir istek duymaya başladı. Küçük Kim, filmlere hayrandı. Hatta, babasının yasakladığı uluslararası filmlerin kaçak kopyalarını bulabilmek için bir yer altı timi kurmuştu. Özellikle James Bond ve Rambo filmlerine bayılıyordu. İddialara göre, kütüphanesinde 15 binden fazla film vardı. Kendi filmlerini yapmak istemesi de gayet normal tabii. Epey yüksek yerlerde tanıdıkları da olunca, Kuzey Kore Propaganda ve Ajitasyon Departmanının Sinema, Resim ve Sanat Bölümüne müdür olarak atandı.

Kim’in ilk filmleri, babasının Japon karşıtı mücadelesini ve 1930’larda Mançurya’daki yoldaşlarını konu alıyordu. Propaganda görevini başarıyla yerine getiren filmlerdi, Kim Il-Sung durumdan memnundu. Ama minik sinefilimiz için yeterli değildi. Ne filmlerdeki oyunculukları beğeniyordu ne de teknik ekibin çıkardığı işi. Sette çalışan herkesin motivasyon düşüklüğünden yakınıyordu. Hikayenin Kuzey Kore’de geçtiğini hatırlatayım. Ortaya çıkan işi sürekli Batılı filmlerle kıyaslıyor, onların daha üstün olduğunu düşünüyordu. Babası duysa, gulaglarda uzun süre yaz kampına gönderilmesi demekti bu. 

Ama Kim kafaya takmıştı bir kere. Ülkesinde yetenekli yönetmen bulamıyorsa, devşirecekti. Bu da aşağı yukarı, Güney Kore’nin ünlü yönetmeni Shin Sang-ok’u saplantı haline getirdiği zamanlara denk geliyor.

1978’de Shin, halihazırda 60’tan fazla film yapmıştı. Sektörde saygı gören bir isimdi. Ama Güney Kore hükümeti, çalıştığı stüdyoyu kapatınca kariyeri tehlikeye girmişti. Shin, kötü günleri geride bırakmıştı. Şimdi sırada daha kötü günler vardı. 

Kim, Shin’in Kuzey Kore film endüstrisini kurtarabilecek tek kişi olduğuna inanıyordu. Yönetmeni Kuzey Kore’ye getirmek için karmaşık bir plan yaptı. Shin’in yakın zamanda boşandığı eşi, Güney Koreli oyuncu Choi Eun-hee’yi hedef aldı. Choi’ye, Hong Kong’ta bir filmin yönetmenliğini yapması için sahte bir teklif sundu. Hong Kong’a gelen oyuncu, kaçırıldı ve Kuzey Kore’ye getirildi. 

İlgini Çekebilir:  Sinema Tarihini Değiştiren Sahne: 78/52 Belgeseli

Her şey, Kim’in planladığı gibi gidiyordu. Bir süre sonra Shin, eski eşini aramaya başladı. Onu bulabilmek için Hong Kong’a gitti. Kuzey Koreli ajanlar, Shin’i de kloroformla bayıltıp kaçırdı. 

Shin, defalarca kaçmaya çalıştı. Her seferinde hapse atıldı. Burada sıkı bir çimen, tuz ve ideolojik endoktrinasyon diyetine tabi tutuldu. Shin Sang-ok, oradaki deneyimlerini “İnsanın sınırlarını gördüm” diye özetliyordu. 1986’da dört yıl hapis yattıktan sonra Kim, Shin’in film yapmaya hazır olduğuna ikna oldu. Shin ve Choi’yi serbest bıraktı ve bir toplantı düzenledi.

Shin ve Choi, birbirlerinin Kuzey Kore’de olduğundan haberdar bile değildi. Toplantıda karşılaştıklarında, hala hayatta olmalarının ve buluşmalarının sevinci onlara yetti. Kim, toplantıda ağzındaki baklayı çıkardı. Bunca yıl onları hapiste tutmasının nedenini açıkladı. Komünist propagandası yapmalarını ve Güney’deki hükümet baskısından kaçmak için Kuzey Kore’ye geldiklerini iddia etmelerini istedi. Bu öyle basit bir rica falan da değildi. Shin, diktatörün “teklifini” kabul etti ve propaganda filmlerini yönetmeye başladı. Kim’in tavsiyesi üzerine, Choi’yle de yeniden evlendi. 

Shin, o günleri “Komünizmden nefret ettim, ama bu işlevsiz cumhuriyetten kaçmak için kendimi ona adamış gibi davranmalıydım. Bu tam bir delilikti.” diye anıyor. Kuzey Kore’de geçirdikleri süre boyunca, Shin ve Choi hediyelere boğuldu. Çimenden çok daha lezzetli yiyecekler yiyor, halkın görmediği lüksün içinde yaşıyorlardı. Shin, bu durumdan büyük bir üzüntü duyuyordu. “Kore’de kimse özgür değilken, iyi bir hayat sürmemiz ve filmlerin tadını çıkarmamız sevindirici değildi, acı vericiydi.” diyordu. 

Kuzey Koreli bir yönetmen olarak Shin, yedi film çekti. Bunlardan sonuncusu ve en şaşırtıcı olanı, 1985 tarihli Pulgasari’ydi. Film, hapse atılan yaşlı bir demirci tarafından pirinç ve kanla dövülmüş, demir yiyen bir canavarın hikayesini anlatıyor. Demire duyduğu açlık onu, imparatoru devirmeye itiyor. Ancak sonraları, onu destekleyen çiftçilerin de kaynaklarını bir bir tüketmeye başlıyor.

İlgini Çekebilir:  Hayali Bir Düşman: Tepenin Ardı

Kim, filmde gereken özel efektleri halletmek için yepyeni, dahiyane bir plan geliştirdi. Orijinal Godzilla filminin efektlerini yapan Japon ekibi kandırdı. Ekip, Çin’de çekilen bir filmde çalışmaya gidiyoruz diye yola çıkıp kendilerini Kuzey Kore’de buldu. Aklına, Banker Bilo’daki meşhur Almanya sınırı sahnesi gelen bir tek ben miyim?

Ortaya çıkan şey Kuzey Kore için büyük, dünya için küçük bir filmdi. Metal kemiren kauçuk bir canavarın olduğu, dağınık bir işti. Gönülsüz yapılınca, ancak bu kadar oluyor demek ki. Yalnız despot İmparator karakteri, tuhaf bir şekilde Kim’i andırıyordu. Halbuki tüketim açlığına karşı çıkan antikapitalist bir film olmalıydı, tam tersi değil.

Tüm aksaklıklarına rağmen, filmin Kuzey Kore’de büyük bir hit olduğunu tahmin edersiniz. İnsanlar, kesinlikle ve tamamen içlerinden gelerek filmi izlemişlerdir eminim. Kim, filminin ülkedeki başarısından aldığı gazla yabancı dağıtımcılar aramaya başladı. Bu müthiş filmi, tüm dünyaya göstermenin zamanı gelmişti. Dünya, Kuzey Kore’nin gücünü görsündü. 

Sonunda, Avusturya’da bir dağıtımcıyla görüşmelere başladı. Shin ve Choi, dağıtımcılarla görüşmek için Viyana’ya gitti. Çift, kaçış planını hazırlamıştı bile. Japon film eleştirmeni arkadaşlarının yardımıyla, onları sürekli izleyen ajanı atlatmayı başardılar. Amerika’ya doğru yelken açtılar ve siyasi sığınma talebinde bulundular. Durumu öğrenen Kim, deliye döndü. Shin ve Choi’yi hain ilan etti ve Pulgasari’yi yasakladı. Filmi, uzun süre Kuzey Kore dışında gören olmadı. Ancak 1998 yılında, güçlü liderin bir anlık açıklık göstermesiyle film uluslararası serbestliğini kazandı. 

Film, Güney Kore izleyicileri ve film eleştirmenleri tarafından yerden yere vuruldu. Dünyanın, Kuzey Kore’yle daha az içli dışlı kesimiyse filmin tuhaflıklarını sevdi. Zamanla Pulgasari, kötü kült filmler arasında yerini aldı. Günümüzde filmi internette bulmak mümkün.

İlk yorum yapan sen ol

Cevap yaz