İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Görmeye Değer” Görünmez Adam

Sürpriz.

Sinematik evren yaratmak için kasmayınca, her şey daha güzel oluyormuş değil mi? Universal, 2014 yılından beri Dark Universe adı altında tüm canavarlarını toplamaya çalışıyor. Ama bu çaba, Dracula Untold ya da Mummy gibi gülünç denemelerin ötesine gidemedi. Nihayet bu yıl, kutupta yaz gibi özlediğimiz iyi bir canavar filmi yapmayı başardılar. Tabii az daha Johnny Depp’in oynayacağı, gişede patlaması kaçınılmaz bir film daha görmek zorunda kalacaktık. Sonunda, Leigh Whannell’in korkuya yatkın elleri duruma müdahale etti ve “görmeye değer” bir görünmez adam yarattı.

Görünmez Adam, 90 yıllık bir karakteri mükemmel şekilde günümüze uyarlıyor. Korkudan çok, psikolojik bir gerilim filmi – tam da umduğum gibi. Filmdeki dehşet, doğa üstü olandan gelmiyor. Aile içi istismar, şiddet ve travma gibi son derece gerçek olayları ele alıyor. Filmi bu kadar etkileyici yapan da bu. Görünmez Adam yerine sıradan bir karakter koysanız bile, dehşet sona ermiyor. Bir kadının, özgürlüğünün elinden alınışına şahit oluyoruz. Hayatı ya da bedeni üzerinde söz söyleme hakkı kalmamış bir kadının…

İster istemez aklımıza Gaslight, Rosemary’nin Bebeği ya da Mildred Pierce gibi filmler geliyor. Gaslight’ta, Gregory’nin Alice’ye ettiği türden bir işkence söz konusu. Cecilia, planlı programlı şekilde dengesizleştiriliyor. Ona yakın herkese, yaşadığı psikolojik travmanın aslında kendi kafasında yarattığı bir şey olduğu düşündürülüyor. Böylece, ailesi ve arkadaşlarıyla tüm bağı kopuyor. Yapayalnız kalıyor. Aynı şekilde, Rosemary’nin Bebeği’nde olduğu gibi istemediği bir hamileliğe zorlanıyor. Ve tıpkı Mildred Pierce’deki gibi özgürlüğünü kazanmak için ruhunu kaybetmek zorunda kalıyor. Elisabeth Moss, Cecilia karakteriyle inanılmaz bir performans sergiliyor. Bette Davisvari, kırılgan ama vahşi kadın rolleri ona çok yakışıyor. Tüm olup biten ikisinin de gözlerinde görebiliyorsunuz. Bir an, gözlerinde harap olmuş bir bakış varken, bir saniye sonra şeytani bir kıvılcım parlayıveriyor.

İlgini Çekebilir:  Kutsal Geyiğin Ölümü İncelemesi

Whannell, hikayeyi ustaca hazırlamış. Neyi anlatmak istediğini tam olarak biliyor ve tek bir kareyi bile boşa harcamıyor. Geniş ve uzun planlar dahice kullanılıyor. Bazı anlarda odanın köşesinde olduğunu biliyorsunuz, ama geri kalanında hiçbir fikriniz yok. İşte o zaman, her şey daha rahatsız edici bir hal alıyor.

Görünmez Adam, cinsiyetler arasında olup biten iğrenç ve korkunç bir şeye değiniyor. Mirkelam’ın da dediği gibi “Bu oyun hep çileli, bana zarlar hileli.” Bir taraf niyeyse bu oyuna hep daha avantajlı başlıyor. Kadınlar, masumiyetleri kanıtlanıncaya kadar suçlu görülüyor. Cecilia’nın elindeki tüm kanıtlara rağmen, insanları inandırmaya çalışması (ve başarısız olması) gerçeğin ta kendisi. Bu yüzden Görünmez Adam, #MeToo döneminin en elle tutulur filmi olabilir. Çünkü filmde, sistematik olarak bastırılmış tüm kadınların acıları yüksek sesle duyuluyor.

İlk yorum yapan sen ol

Cevap yaz