İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Başka Sinema, Gerçekten Sinema Salonlarına Destek Olacak mı?

Covid-19 sebebiyle sinemaların geçici olarak kapandığı bugünlerde, internet yayıncılığı yükselişe geçti. Birçok film şirketi, filmleri izleyicilerle buluşturabilmek için internet yayın servislerine yöneliyor.

Konuyla ilgili, 3 Nisan’da yayınlanan 1918 İnfluenza Pandemisi Sinemayı Nasıl Etkiledi? yazımda, şöyle yazmıştım:

“İlk olarak, vizyona giren her yeni film için doksan günlük ayrıcalık talep eden sinemaların tepkisini çekmesi gibi bir ihtimal var. Eğer diğer stüdyolar benzer uygulamalara geçmez ve karantina yakında biterse, gelecek Universal filmlerinin boykot edilmesi bile mümkün.

Üzerinden birkaç gün geçmeden, benzer bir olay ülkemizde yaşandı.

Başka Sinema, sinema salonlarının kapalı olması nedeniyle BluTV’yle işbirliği yaptığını duyurdu. 8 Nisan’dan itibaren beyaz perdede gösterilmemiş yeni filmleri BluTV üzerinden izlemenin önü açılıyor. BluTV üyesi olmadan, sinemaya gidiyormuş gibi bilet alabileceksiniz. Yirmi lira verip, yeni filmler izleyeceksiniz. Hem de Başka Sinema, sinemalara destek olmak için bilet ücretlerinin bir kısmını sinemalarına aktaracak. Buraya kadar her şey çok güzel görünüyor. Ama Başka Sinema, gerçekten sinema salonlarına destek olabilecek mi? Yoksa bu, izleyicileri iyi bir amaca hizmet ediyormuş gibi hissettirip, onları çekebilmek için göstermelik bir jest mi?

Şimdi, kabaca hesap edelim. Alınan her biletin %15’i sinemalara aktarılıyor. Yani verdiğiniz 20 liranın, 3 lirası desteğe ayrılıyor. O da Başka Sinema’nın gösterim yaptığı 12 salon arasında bölüştürülüyor. Bilet başına sinemalara giden para, yalnızca 25 kuruş.

Yani, desteğin yerini bulabilmesi için yüz binlerce insanın film kiralaması gerekiyor. Kaldı ki bir filme vereceğiniz parayla, çeşitli yayın servislerine aylık üyelik alabiliyorsunuz. Hal böyleyken, gerçekten kaç kişi film kiralamayı diğerine tercih edecek?

Başka Sinema’nın onu ayrıcalıklı kılan özelliği, Türkiye’de gösterime girme şansı bulamayan bağımsız yapımları sinemada izleme keyfini sunmasıydı. Yeri geldiğinde Martin Scorsese’nin bile Recep İvedik yüzünden filmini izletemediğine şahit olduk. Başka Sinema, Scorsese kadar şanslı olmayan filmcilerin de salon bulabilmelerine imkan veriyordu. Bazı filmlerse yurt dışında aylar önce vizyona girmesine rağmen Türkiye’ye Başka Sinema aracılığıyla gelebiliyordu. Yani çoğu zaten Torrent sitelerine düşmüş oluyordu.

İlgini Çekebilir:  AMC Sinemaları Universal Filmlerini Göstermeyi Reddediyor

BluTV’yle yapılan anlaşma izleyicilere iki seçenek bırakıyor: İnsanlar Torrent sitelerinden filmi indirebilir ya da BluTV’den 20 lira vererek izleyebilir. Netflix’in sunduğu 1 aylık denemenin bile canına okunduğu ülkemizde, insanların neyi seçeceğini tahmin etmek zor değil. Yukarıdaki hesaba geri dönersek hasılatın, sinema salonlarına aktarılacak kısmı harçlık kadar olacaktır. Hadi diyelim internette olmayan bir film gösterdiler, bunun korsana sızdırılmasını da kolaylaştırmış olacaklar. Bu tarz sitelerin hayli yaratıcı olduğunu biliyoruz. Tıkanan her yol için, on farklı yeni yol buluyor adamlar. BluTV bir şekilde bunun önüne geçemezse, kimse de film kiralamayı tercih etmeyecek.

Buradan bakınca, Başka Sinema’nın attığı adım yalnızca onun ve BluTV’nin işine yarayacak gibi görünüyor. Bağımsız sinema salonlarının, zor günlerden geçtiğini biliyoruz. Bilet satışlarının düşüklüğü, salgınla birleştiğinde Kadıköy Rexx gibi sinemalar ayakta kalamadı. Yapılan göstermelik yardımla, diğer sinemaların salgın yüzünden açılan yaralarını sarmaları da mümkün değil.

Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY) de yayınladığı bildiriyle, Başka Sinema’nın bu adımına tepkisini dile getirdi. Önlem almak adına, dijital platformlarda film yayınlayanlara karşı hukuki süreç başlattıklarını da açıkladılar.

İlk yorum yapan sen ol

Cevap yaz