Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde sinema eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye geri dönen Turgut Demirağ, 1945 yılında And Film adında bir film şirketi kurdu. 1946 yılında Reşat Nuri Güntekin'in aynı adlı eserinden uyarlanan Bir Dağ Masalı'nı yaptı. Film, ticari bir başarı getirememiş olsa da o güne kadar çekilmiş en pahalı film unvanını aldı. Bu film aslında, And Film'in "ilklerin" gerçekleştiği bir yer olacağının ilk sinyalleriydi. 1951 yılında, İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü grafik sanatçısı olmak için bırakan Yüksel Ünsal, Demirağ'ın kapısını çaldı ve çizgi film yapmak istediğini söyledi. Ticari anlamda popüler işlere imza atmamış, ancak sanat filmleri konusunda yenilikçi bir anlayış getiren Demirağ, bu fikri kabul etti. 

1951 yılında, Yüksel Ünsal yönetimindeki 21 genç çizer Evvel Zaman İçinde için hazırlıklara başladı. Çizgi filmde Nasreddin Hoca, Keloğlan ve Gülderen Sultan gibi Türk masal kahramanları yer alıyordu. Evvel Zaman İçinde sadece ilk uzun metrajlı çizgi film değil, aynı zamanda da ilk renkli film girişimiydi. Ne Ali İpar’ın 1954'te gösterime giren ve ilk gerçek renkli film tartışmalarına konu olan Salgın ne de Muhsin Ertuğrul’un aynı yıl gösterime giren ve ilk renkli Türk filmi olarak kabul edilen Halıcı Kız bu ünvanın asıl sahibi değildi.

1952 yılında çizimleri tamamlanan filmin renkli banyosu Türkiye'de yapılamadığından, laboratuvar işlemleri için Metro Goldwyn Mayer Stüdyolarına gönderildi. Ancak, ne olduysa burada oldu. Film stüdyodan hiçbir zaman geri dönmediği gibi yüz binden fazla renkli karton çizilerek meydana getirilen filmin negatifleri de esrarengiz bir biçimde kayboldu.

İddialara göre, laboratuvar taşınırken filmler fazlalık sanılarak çöpe atılmıştı. Olay Yüksel Ünsal'ı sinemaya küstürdü. 1967 yılında Baytekin Fezada Çarpışanlar filminin görsel efektlerini yaptıktan sonra bir daha hiçbir filmde yer almadı. Dahası, olayın ardından Türkiye'de uzun yıllar çizgi film yapılmadı.

Sonrasında Demirağ, MGM’ye açtığı davayı 1968 yılında kazanarak 74 bin 250 dolar tazminat aldı. Ancak, film hiçbir zaman seyirciye ulaşamadığıyla kaldı. Eğer ilk renkli ve uzun metrajlı çizgi filmimiz 1951 gibi bir tarihte gösterime girebilmiş olsaydı, bugün Türk sineması için birçok şey farklı olurdu.