Derler ki fare çıktığı deliği bilir. Yayo Herrero, The Maus'ta Sırp ve Almanların yakalandıklarında nereye sığınacaklarını bildiklerini, birbirlerine olan tutumlarında gösterir. Bosnalı Selma'nın lakabı faredir, buna rağmen nereye sığınacağını bilmez. Bu da çatışmayı doğurur.

Ormanda mahsur kaldıklarında, Selma'nın da kendi dünyasında nasıl sıkıştığını hissediyoruz. Korkuları, kayıpları, anıları etrafını sarıyor. Onu duygusal olarak aşağı çekiyor. Savaşın etkisi daha bitmemiş, Selma'nın hislerine kulak vererek görebiliyoruz. Hafız Madalyonu sırlarını ve suçlarını saklıyor. Hafız Madalyonu onun koruyucu meleği ve yanında olan tek kişi. Yanında olan bu melek neden normal görünmüyor? Gözleri oyulmuş, yüzü olmayan, çıplak bir kadın olarak vücut bulmuş. Koruyucu meleği bir ödül mü, yoksa ceza mı diye sorguluyoruz. Vahşileşerek, benliğimizden koparak mı kendimizi savunabiliriz? Selma buna ihtiyaç duymadan da kendini koruyabilirdi.

Öte yandan, Selma'nın sevgilisi bir Alman. Doğruluk ve iyilik yolunda ilerleyen bu adam, içten içe insanı rahatsız ediyor. Selma'ya olan davranışları aslında kendini açık etmesine neden oluyor. Ama filmin genelinde karakteri bir şekilde örtülüyor. Sırp adam tarafından öldüresiye dayak yemesine rağmen Selma'yı koruyor. Vicdanının onu bırakmaya el vermemesi ironik. Sırp ve Almanlar, birbirlerini anlıyor, taraf tutuyor. Bir anlığına özdeşleşmeleri bunu gösteriyor.

İspanya yapımı olmasıyla umut barındırsa da izlendiğinde hayal kırıklığına neden oluyor. Özellikle, son bölümünde. yaşadığı yere dönen alman sevgili, yeni kız arkadaşı ve onun arkadaşlarıyla parkta vakit geçireceği sırada bir olay gerçekleşiyor ve herkes kaçışıyor. Alman adam sevgilisini ararken tüfek tutan, başı kapalı bir kadın görüyor. Kadının görüntüsü bulanık. Bu son izleyiciye ne anlatmak istiyor? Müslümanlıkla ilgili nasıl bir mesaj veriyor? Filmde cevaptan çok, sorularla karşı karşıyayız. "Engellemez ve yok etmezseniz yaşadığınız yere kadar gelirler! bu yüzden,düşmanlarınızı affedin ve onları koruyun" mesajı vermesi, filmin amacını zedeliyor. Böyle bir sonu insan ister istemez sorguluyor. Filmin sonunda bütün soruları birleştiren tek bir soru soruluyor: Fare kim?