Sizi yaşlı hissettirecek birkaç şey: Bill Murray'in zombi olarak cameo yaptığı Zombieland gösterime gireli 10, Shaun of the Dead gösterime gireliyse tam 15 yıl oldu! 2019 yılına geldiğimizde, Bill Murray'in yer aldığı bir zombi komedisi Cannes Film Festivali açılış filmi oldu. Ne kadar garip değil mi? Jim Jarmusch'un son filmi The Dead Don't Die, 50'lerden kalma zombi B-filmlerini mezarından kaldırıyor. Ne var ki, Cannes'da görece "sessiz" karşılanan The Dead Don't Die, Jarmusch'un şimdiye kadarki en silik filmi.

Orta Amerika'nın küçük bir kasabası olan Centerville, gayet sakin bir yer. Aslına bakarsanız, fazlasıyla sakin. Bundan olacak, kasabanın restoranında işlenen cinayetler kasaba halkını dehşete düşürüyor. Kasabanın polisleri Cliff Robertson (Bill Murray), Ronnie Peterson (Adam Driver) ve Mindy Morrison (Chloe Sevigny) ise olan biteni çözmeye çalışıyor. Vahşi birkaç hayvanın yapmış olabileceği kadar korkunç bir şey bu. Ne var ki, Ronnie buna katılmıyor - cinayetleri zombiler işlemiş olmalı. 

Bütün işaretler de bunu gösteriyor. Hayvanlar kayboluyor, ay ışığında mezarlar açılıyor ve bağırsaklar dışarı fırlıyor. Buzullardaki kırılma, dünya ekseninin kaymasına neden olmuş. Bu da gece ile gündüzü, yaşam ile ölümü alt üst etmiş. Ne olacağını ve (Ronnie sayesinde) nasıl biteceğini çok iyi biliyoruz. Film, hem kendisinin farkında hem de kendisinin farkında olduğunun farkında. Çifte kavrulmuş alaycılık. The Dead Don't Die için basitçe zombi komedisi demek zor. Belki de potansiyelini fazla göstermediğinden. Kesinlikle eğlenceli birçok unsur var, ancak yenilgiyi baştan kabul eden bir tona sahip.

Her şaka ya da alaycı yorum, nihilizm sosuna bulanıp veriliyor. Her siyasi iğneleme olabildiğince açık. 2019 Amerikası'nda gerçekten üstü kapalı konuşmaya gerek var mı? Steve Buscemi "Make America White Again" şapkası takıyor, siyasetçiler bilim insanlarını ciddiye almıyor, Tom Waits mülkiyete verdiğimiz değeri eleştiriyor... Bir zombinin nasıl öldürüleceğine dair mantra, yani "Başı hedef al" yepyeni bir anlam kazanıyor. 

Yönetmenin korku tarzını eleştiri gücü yüzünden tercih ettiğini görüyoruz. Sonuç olarak parodi, pastiş ve saygı duruşu arasında kalmış bir şey ortaya çıkıyor. Bu tuhaf komedi, kesinlikle Jarmusch'un son yıllardaki en ticari, ancak en tatmin etmeyen filmi.