Türk sinemasının başarılı yönetmenleri arasında tereddütsüz gösterebileceğimiz yönetmen Yeşim Ustaoğlu'nun 2016 yapımı Tereddüt filmi, son zamanlarda izlediğim en çarpıcı Türk filmleri arasında yerini aldı. 

Film, sosyoekonomik açıdan birbirinden oldukça zıt hayatlar yaşayan iki kadının fırtınalı bir gecede yollarının kesişmesini konu alıyor. Şehnaz (Funda Eryiğit) bir taşra kasabasına psikiyatrlık görevini icra etmek için gelen, maddi - manevi özgürlüğünü ele almış, kendi hayatını kazanan kentli bir kadın. Şehnaz'ın aksine kafeste bir hayat süren Elmas (Ecem Uzun), küçük yaşta zorla evlendirilmiş taşralı bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Her iki kadının da buluşabileceği payda "eril şiddet." Şehnaz, partneri Cem'in (Mehmet Kurtuluş) cinsel problemleri yüzünden kendi hazzını yakalamaya çalışırken Elmas, her gece kocasının arzularını tatmin etmekle yükümlü. Hal böyle olunca iki farklı hayat süren kadının eril çıkmazında nasıl sıkışıp kaldıklarına şahitlik ediyoruz.

Elmas, kendinden yaşça büyük kocası (Serkan Keskin) - kayınvalidesi (Sema Poyraz) - ev üçgeninde nefes almaya çalışırken soluğu balkonda gizli gizli içtiği sigarada buluyor. Belki de bu alan, "özgür" olarak yarattığı nadir alanlardan biri. Hastane - ev arasında gidip gelen şehirli kadınımız ise, partneriyle sanal seks yaparak bi nebze de olsa doyuma ulaşıyor aslında. 

Yan rollerde gördüğümüz Serkan Keskin ve Okan Yalabık ise hikayede yerini kararında alanlardan. Filmin kırılma noktası bir gece yaşanıyor ve Elmas artık Şehnaz'ın hastası oluyor. Hasta - doktor ilişkiyle başlayan serüven, Elmas'ın travmalarının gün yüzüne çıkmasıyla ve Şehnaz'ın içindeki çığlıkları dışarıya atmasıyla ilerliyor. İşte bu noktadan sonra oyunculuklar daha da yükselip arşa çıkıyor adeta. Funda Eryiğit'in güzelliğinden ötürü birkaç defa (daha fazla eminim) filmi durdurup ekrana bakakalmak elde değil. Bir de o buğulu sesi yok mu... Ecem Uzun'un filmi tek başına ayakta tutabilecek nitelikteki psikodrama sahnelerindeki performansını izlerken ciddi anlamda zorlandığımı itiraf etmeliyim. Nabzımın daha farklı attığına ve duygularımın yükselişe geçtiğine yemin edebilirim. Ödülü hak eden bir performans olduğunu düşünürken Altın Portakal En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nün kendisine verilmiş olduğunu görmüş oldum.

Yeşim Ustaoğlu bu film için, "kadın filmi" etiketlemesi olarak yapılmış bir şey değil, dese de bunun bu şekilde benimsenmesini yadırgamamak gerektiğini düşünenlerdenim. Bu ülkede kadın olmanın çetrefilli yollardan geçtiğini çarpıcı ve cesur bir biçimde sunan Ustaoğlu, büyük bir alkışı hak ediyor. Ele alınan hikayenin benzerlerini görmek mümkün, ama kadın cinselliğinin bu derece cesurca sunulması - hele ki bu şartlarda - takdire şayan doğrusu.