Tolga Karaçelik'in Sarmaşık filmini çok severim. Senaryodan oyunculuklara film dört dörtlük. Ama bu filmle ilgili çok tuhaf bir hikayem var.

2018 yılında Ulaş Temur isimli biriyle tanıştım. Kendisi pek çok kısa film çekmiş ve şimdilik üç tane uzun metraj filmi olan bir yönetmen. Ticari olmayan, bağımsız filmler yapan biri. Muhtemelen burada okuyana dek ismini dahi duymamışsınızdır. Benim de Ulaş abiyle tanışmam tamamen şans eseri oldu. Yeni film için hazırlık yapıyordu. Ben de ekipte yer alacaktım.

İlk buluşmamızda yeni filmi hakkında da konuştuk. O hikayeyi anlatırken bir yerde anlaşmayı kolaylaştırmak için başka bir filmden örnek verdim: Tolga Karaçelik'in Sarmaşık'ı. Ulaş abi biraz duraksadı, ben de kendimi pot kırmış gibi hissettim. Anlarsınız işte. Elbette her film Dünya üzerinde hiç değinilmemiş konulara değiniyor değil. Ama yeni tanıştığım birine, daha doğrusu bir yönetmene başkasından örnek vermek yanlış gibi geldi o an için. Bir ego çatışmasına sebep olmaktan korktum ne yalan söyleyeyim. Ama şu an kendisini tanıyan biri olarak söylüyorum ki, hiç öyle saçma ego'su olmayan bir insan. Orada neden duraksadığınıysa sonradan öğrendim. Benim hem şaşırdığım hem de üzüldüğüm bu hikayeyi öyle rahat anlatıyordu ki, buna ayrı bir şaşırdım. Ama dediğim gibi kendisini tanıdıkça ve sinemaya olan bakışını anladıkça bu halini hiç yadırgamıyorsunuz. Sadece kendi derdini anlatmak için sinemayı kullanan, ona ulvi anlamlar yüklemeyen ve sinemayı seven birisi.

Hikaye şu: Ulaş Temur bir film çekiyor. Uzun metraj. Düşük bütçeli. İmkanlar bol değil. Filminde metafor olarak kullandığı sarmaşık bitkisini kendi elleriyle duvara çiviliyor falan. İmkanlar el verdiğince senaryoyu filme dönüştürmeye çalışıyor. Adını da doğal olarak filmin ana metaforu olduğu için Sarmaşık koymayı planlıyor. Tanıdık gelmeye başladı mı? Ulaş Temur filminin kurgusunu yapmaya uğraşırken ve bitmesine yaklaşık bir ay kalmışken sinemalarda başka bir film boy gösteriyor. Evet, Tolga Karaçelik'in Sarmaşık'ı. Ve birbirinden habersiz çekilen iki film de özünde büyük benzerlikler taşıyor. Ulaş abi de filminin adını değiştirmek zorunda kalıyor. Bir yanda ulusal ve uluslararası alanda tanınan Tolga Karaçelik'in Samaşık'ı, diğer yanda pek bilinmeyen, kendi çabalarıyla film yapmaya çalışan Ulaş Temur'un Şarmaşık'ı.

Bu hikayeye üzülsem de Ulaş abinin böyle şeylere çok takılmadan kendi derdini sinema yoluyla anlatmaya yılmadan devam etmesi beni mutlu ediyor. Sinema çok garip. Belki de bu yüzden çok seviyoruz.

Artık hikayeyi siz de biliyorsunuz. Festivallerde Ulaş Temur'un filmine denk gelirseniz aklınızda bulunsun.

 

* Vizontele'de Yılmaz Erdoğan'ın canlandırdığı karakterin sürekli kullandığı söz.