Bu yazı ilk olarak Novicinema Fanzin'in Ekim 2018 tarihli 10. sayısında yayınlandı.

Ruhlar, şeytanlar, bedenimizi ele geçirdi. Vampirler, kurtlar, canavarlar, zombiler bedenimizin peşine düştü. Uzaylılar inceledi, derken makineler tarafından tehdit edildik. Sırada bizi ne bekliyor? 

Hayatımızın büyük parçası olan sosyal medyanın, korkumuz haline geldiğini göz ardı edemeyiz. Bu korku üzerine kısa ve uzun metrajlı filmler çekilmeye başladı bile. Yakın zamanda beyaz perdede gösterilmiş Truth or Dare (Doğruluk Mu Cesaret Mi?, 2018) ve 2016 yapımlı Nerve (Oyun) farklı bir bakış açısı sunuyor. Eski ve yeni nesil korkularımızın harmanlandığı Truth or Dare'de, sosyal medya korkusu göze sokulmamış. Ruhların kötü şeyler yapmaya zorlamasına ağırlık verilmiş. Yine de başından sonuna kadar teknoloji ve sosyal medyadan kopmamış. Nerve ise tamamen sosyal medya sorunsalına odaklanıyor. İki filmin ortak noktası, şimdiye kadar işlenen sosyal medyaya bağımlılık ya da sosyal medyanın hayatımızı nasıl etkilediği değil. Truth or Dare ve Nerve cesaretin nasıl sergilendiği konusunda izleyiciye bir bakış açısı sunuyor.

Truth or Dare'de, insanların birbirine ve kendilerine nasıl yalan söylediğini kolayca görebiliyoruz. Eğlendiklerini her fırsatta paylaşıyorlar. Mutlu gibi görünüyorlar, ama değiller. Bunun nedeni, normalde mutlu olmamaları. 

İki yakın arkadaş arasındaki ilişkş, filme farklı bir nüans katıyor. Sosyal medyayla ilişkimizin, insan ilişkisine dönüşmüş hali gibi. En yakın arkadaşınız sizin asıl kimliğinizi kapatıyor ve dışarıya karşı özgüveninizi yükseltiyorsa, sosyal medyanın yaptığını yapmış olmaz mı? Öte yandan yine bu iki arkadaşın birbirine yalan söylemesi, sosyal medyanın kullanıcılarına yalan söylemesi gibi. Beğeni almak uğruna yapılmış çoğu şeyden zevk alınmıyor. Aynı şekilde çoğu insan da beğeni alabilmek için gönderileri beğeniyor. Bu davranışlar, filmde en yakın arkadaşının sevgilisinden hoşlanan Olivia'nın, onun sevgilisini aldatmasını önlemesi kadar destekleyici. 

Özellikle Nerve, yansıtılan cesaret üzerine yoğunlaşıyor. İnsanlar "fark edilmeyi" o kadar kafalarına takmış ki sosyal medyada kendilerini yeniden var ediyorlar. Burada önemli nokta, bunun sadece cesaret sayesinde elde edilmesi. Küçük düşürücü, fazla cinsellik içeren, meydan okuyan, sansasyonel eylemlerde bulunarak beğeni toplamaya çalışıyorlar. Yükseklik korkusu olan bir kız, iki pencere arasına dayanmış merdivenden karşıya geçmeye çalışırken, onu videoya alan insanların olduğu sahnede izleyiciye gerçekler yansıtılıyor. Geri plana atılma korkusunu yaşamaktansa yükseklik korkusunu yaşamayı tercih eder konuma getiren bir sosyal medyadan başladığımızın göstergesi. Sosyal medyanın yarattığı korkulara farklı bir açıdan daha bakabiliriz. Sinemada rahatlıkla görebileceğimiz yalan söyleme çatışması, sosyal medya için de geçerli.

Nerve, insanların ne kadar vahşileşebileceğini de gösteriyor. İzleyiciye yansıttığı en güzel gerçek, para ve sosyal medya ilişkisi. Fenomenliğin ileri boyutlarını gösteriyor. Sıradan insanların para kazanmasının en kolay yolu haline gelen sosyal medya, yapılan şeylerin güvenlik açısından ne kadar uygun olduğuyla ilgilenmiyor. Bunun içten içe insanlarda korku haline geldiği ve anlamsızlaştığını görüyoruz. Sosyal medya uygulamalarının ölüme sebep olması, çoğu insan için mümkün görünmese de yaşanabileceği gerçeği, yakında panik yaratmaya başlayacak gibi duruyor. 

Yakın bir zamanda Türkiye'de Altın Elbiseli Adam adlı YouTube kanalı kullanıcısı kaza yaparak hayatını kaybetti. Kaskındaki kameraya kaydettiği görüntülerle beğeni ve izleyici toplayan kullanıcının görüntüleri uzun süre sosyal medyada dolaştı. Filmle başka bir benzerlik, insanların YouTube kanallarında birbiriyle cesaret yarışı yapması. Reynmen ve Berkcan Güven gibi kullanıcıların "Bir gün boyunca hayır dememek" gibi videoları, izleyenlere ne kadar ileri gidilebileceğini gösteriyor.

İki filmde de final sahnelerine dikkat edilmesi gerekiyor. Sosyal medyanın bağımlılıktan çok, yayılma ve engellenememe sorunlarının altı çiziliyor. Bunların yarattığı siber zorbalığın aşılmasının zor olduğunu iki filmde de görüyoruz. Truth or Dare, izleyiciye bu konuda şaşırtmalı bir final sunuyor. Nerve ise finalle sınırlı kalmayıp yayılma sorunsalına geniş bir alan bırakıyor. "Herkes sosyal medyanın ne kadar ileriye gideceğini aynı anda fark ederse olumsuz etkilerinden uzaklaşabilir. Böylece yayılma bir nevi engellenmiş olur" şeklinde bir çözüm sunuyor hatta. İki film de farklı bakış açıları getirmiş olsa da ilerleyen dönemlerde yönetmenler, filmlerinde sosyal medya korkusunu daha fazla işleyecekmiş gibi duruyor.