"Konjonktür: Her türlü durumun ve şartın ortaya çıkardığı sonuç."

Serhat Karaaslan’ın ilk uzun metrajlı filmi Görülmüştür, popüler filmlerin arkasında kalmayı ya da sessizce vizyondan gitmeyi hak etmeyen bir film. İlgi çekici konusunun yanı sıra işlenişiyle de seyircinin gönlünü kazanacağını düşünüyorum.

Kapalı, tıkanık bir atmosferde ilerleyen film başrolümüz Zakir’in iç dünyasına odaklanıyor. Zakir (Berkay Ateş) cezaevinde çalışan, mahkumların mektuplarını okuyup sansürlemekle görevli genç bir adam. Çalışma arkadaşlarının muhafazakar ve sıkıcı dünyasına karşı uyumsuz. Memur yaşamı ve kendi iç dünyası, ilk iş gününden itibaren çatışmayı seyirciye gösteriyor. Edebiyata ilgili olmasına rağmen bunu mesleği haline getiremeyen Zakir, işini bambaşka bir noktaya taşıyarak - röntgencilikle - yeni hikayelerde kendini buluyor.

Görülmüştür, izlenme hissiyatını izleyiciye sindire sindire veriyor. Cezaevindeki kameralar, özel mektupların rahatça okunabilmesi, mahkumların hayatlarına yapılan saçma sapan müdahaleler… Huzursuzluk hissi film boyunca yanınızdan ayrılmıyor. Sinema salonunda olduğunuzu unutup Zakir’le bütünleşiyor ve anlıyorsunuz. Hatta anlamakla kalmayıp seviyorsunuz. Aslında takıntılı ve güvenemeyeceğimiz bir karakteri sevmek zordur, ama Zakir’in hayatına adım attıkça benzerliklerinizi fark ediyorsunuz. İlla cezaevinde bir çalışan olmanıza gerek yok bu tekinsizliği hissedebilmeniz için. Günlük hayatımızda uyum sağlamak adını taktığımız maskeleri düşünürsek, Zakir oldukça bizden biri.

Mektupların arasında fotoğrafını görüp kendi hikayesinde başrol verdiği, Selma (Saadet Işıl Aksoy) ise Türkiye’de sesi çıkmayan, daha doğrusu çıkamayan, yalnızlıkla baş başa bırakılmış, terk edilmiş onlarca kadından sadece biri. Ana karakterlerinden olmasına rağmen, Selma’nın sesini, konuşmasını duymuyoruz. Bu durum sinirlerimizi bozsa da filmin senaryosunda tutarlı ilerlemesine ve mesajını net bir şekilde vermesine katkı sağlıyor. Selma’nın bakışları, tutsaklığı hakkında yeterince şey söylüyor zaten. Görülmüştür, bizi uzaklaştığımız belki de kendimizi koruma amacıyla kaçtığımız gerçeklerle yüzleştirip görevini yerine getiriyor. Serhat Karaaslan’ın diğer filmlerin büyük bir heyecanla bekliyoruz.