92. Akademi Ödülleri'nde en iyi uluslararası film kategorisi için ülkeler adaylarını açıklamaya başladı. 

Ödül, 1947 yılından beri "Yabancı Dilde En İyi Film" olarak anılıyordu. Ancak, Nisan ayında bir değişikliğe gidildi ve 92. Akademi Ödülleri'nde bu ödül ilk kez "En İyi Uluslararası Film" adı altında verilecek. 

Bununla birlikte, uygunluk kriterlerinde bir değişiklik olmadı. Kurallara göre adaylar, Amerika dışında üretilmiş, genellikle İngilizce harici bir dilde çekilmiş uzun metrajlı filmler. Animasyon ve belgesel özellikleri de taşıyabilir. Ancak belki de en önemli kriter, başvuru için gönderilecek filmlerin 1 Ekim 2018 ve 30 Eylül 2019 tarihleri arasında kendi ülkelerindeki salonlarda gösterilmesi zorunluluğu.

2019 yılında Akademi, 87 yabancı film başvurusu aldı. Lübnan'dan Capernaum, Polonya'dan Zimna Wojna, Almanya'dan Never Look Away ve Japonya'dan Shoplifters gibi iddialı adaylar vardı. Ödülü ise Alfonso Cuaron yönetmenliğindeki Roma aldı. 

92. Akademi Ödülleri'ne başvurular 13 Ocak 2020'de son bulurken, ödül seremonisi 9 Şubat 2020'de Los Angeles Dolby Tiyatrosu'nda düzenlenecek. 

Ülkeler ve Adayları

Macaristan: Those Who Remained (Barnabás Tóth)

Kapsamlı bir kısa film kariyerinin ardından, Tóth’un ilk uzun metrajı, 42 yaşında bir doktor olan ve aynı zamanda toplama kampından kurtulan Aldo’nun, 16 yaşındaki Klara’yla dostluğuna ve bunun Sovyet Macaristan’da getirdiği şüpheye odaklanıyor. Film ilk olarak Telluride Film Festivali’nde gösterildi ve Eylül ayında Macaristan’da gösterime girecek. Ülke, 2016 yılında Lázló Nemes’in Son of Saul'ü ve 1982 yılında Istaván Szabó’nun Mephisto’suyla Yabancı Dilde En İyi Film ödülünü kazandı. Toplamda ise 10 kez aday oldu.

Norveç: Out Stealing Horses (Hans Petter Moland)

1999 yılında geçen filmde, Stellan Skarsgård’ı, Trond rolünde görüyorüz. Trond, geçmişinden bir adam komşusu olduktan sonra 1948'deki hayatını yeniden sorgulamaya başlıyor. Ülke, 40 kez başvurduğu ödül için 5 kez aday gösterildi, ancak hala ilk altın heykelciğini bekliyor.

Belçika: Our Mothers (César Díaz)

Bu yıl Cannes'da prestijli Caméra d'Or'u kazanan film, 1980'lerde Guatemala iç savaşındaki kadınların maruz kaldığı uzun süreli sonuçlara odaklanıyor. Ülke, 2014 yılında Felix Van Groeningen’in The Broken Circle Breakdown’ıyla ödülü kazandı. 

Estonya: Truth and Justice (Tanel Toom)

Toom’un ilk uzun metrajlı filmi, 1872 Estonya’sında fakir topraklarını zengin bir çiftliğe dönüştürmek isteyen bir adamın hikayesini anlatıyor. Ülke, 16 kez başvurduğu ödül için yalnız bir kez Zaza Urushadze'nin Tangerines filmiyle adaylık aldı.

Finlandiya: Stupid Young Heart (Selma Vihunen)

Vihunen'in altıncı uzun metrajlı filmi, 2018 Toronto Film Festivali'nde gösterildi. Bu yıl Uluslararası Berlin Film Festivali'nde Kristal Ayı'yı kazandı. Jere Ristseppä ve Rosa Honkonen'in başrolü paylaştığı film, iki gencin hazır olmadıkları bir hamilelikle uğraşmak zorunda kalmalarını konu alıyor. Bu, ülkenin 33’üncü başvurusu ve 2003 yılında Aki Kaurismäki’nin The Man Without A Past ve 2015 yılında Klaus Härö’nün The Fencer’ı gibi güçlü adaylara rağmen, henüz kazanma şansı olmadı.

Almanya: System Crasher (Nora Fingscheidt)

Fingschedit’in 2017 tarhili Ohne Diese Welt belgeselini takip eden uzun metrajlı film, sağlık sistemi tarafından kurtarılamayınca derin ve karanlık bir psikoz çukuruna düşen dokuz yaşındaki bir çocuğa odaklanıyor. Film bu yıl, Uluslararası Berlin Film Festivali'nde Alfred Bauer ödülünü kazandı. Ülke, 1990'da yeniden birleşmesinden bu yana 11 kez aday gösterildi. 2001 yılında Caroline Link’in Nowhere In Africa ve 2006 yılında Florian Henckel von Donnersmarck’ın The Lives of Others'ıyla iki kez ödülü kazandı.

Hollanda: Instinct (Halina Reijn)

Hollandalı aktris Reijn, ilk yönetmenlik denemesinde tedavi ettiği hapsedilmiş bir seks suçlusuna aşık olan psikoloğun öyküsünü ele alıyor. Game of Thrones'tan tanıdığımız Carice Van Houten ve Disney'in 2019 Aladdin adaptasyonunda Jafar rolünde gördüğümüz Marwan Kenzari başrolü paylaşıyor.Film, 2019 yılında Locarno Film Festivali'nde gösterildi ve Piazza Grande ödülünü kazandı. Ülke, ödül için 51 kez başvurdu. 1987 - 1998 yılları arasında altın çağını yaşadı. 11 yıllık süreçte, 1987 yılında Fons Rademaker'ın The Assault'u, 1996 yılında Marleen Gorris'in Antonia's Line ve 1998 yılında Mike van Diem'in Character'ıyla üç kez ödülü kazandı.

İsveç: And Then We Danced (Levan Akin)

Akin'in ikinci uzun metrajlı filmi, bir dansçı ve partnerinin Gürcistan Ulusal Topluluğu'nda aldıkları eğitimin, Iraklı'nın gelişiyle sarsıntıya uğramasını konu alıyor. Başrol oyuncusu Levan Gelbakhiani, Saraybosna Film Festivali'nde en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı. Ülke, ödül için 16 kez aday gösterildi. Ingmar Bergman, 1961 yılında The Virgin Spring, 1962 yılında Through A Glass Darkly ve 1984 yılında Fanny and Alexander'la üç kez ödülün sahibi oldu. 

Romanya: The Whistlers (Corneliu Porumboiu)

2019 Cannes Film Festivali'nde yarışan film, dolandırıcı bir iş adamını serbest bırakmak için Kanarya adasına uçan bir polisi takip ediyor. Corneliu, 2006 yılında 12:08 East Of Bucharest'le Palme d'Or kazandı. Film ülkenin 25. başvurusu, ancak daha önce hiç aday gösterilmedi. 

Türkiye: Bağlılık - Aslı (Semih Kaplanoğlu)

Film, yeni anne olan Aslı'nın işe dönmek için Gülnihal adında bir bakıcı bulmasını konu alıyor. Gülnihal'in gelişiyle, Aslı kaçtığı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyor. 20 Eylül'de vizyona girecek film, kurul kararıyla sessiz sedasız aday gösterildiği için tepki toplamıştı. Bu, daha önce hiç aday gösterilmediğimiz ödül için 26. başvurumuz.

İran: Finding Farideh (Kourosh Ataee & Azadeh Moussavi)

Belgesel, Hollandalı bir çift tarafından evlat edinilen İranlı bir genç kadının, biyolojik ailesi olduğunu iddia eden üç aileyle tanışmak için 40 yıl sonra İran'a dönüşünü izliyor. Asghar Farhadi, 2012 tarihli A Seperation ve 2017 tarihli The Salesman'le ülkenin aldığı iki ödülü de elinde bulunduruyor. Ülke, daha önce ödül için 25 kez başvurdu. 

Japonya: Weathering With You (Makoto Shinkai)

Shinkai, tüm zamanların en yüksek hasılata sahip ikinci animesi Your Name'den sonra, Weathering With You'yla geri döndü. Film, evden kaçan Tokyolu bir çocuğun, havayı kontrol etme gücüne sahip bir kızla tanışmasını konu alıyor. Ülkenin 66 başvurusu arasından sadece 12'si aday gösterildi ve yalnızca 2009 tarihli Departures ödülün sahibi oldu. Adaylıklardan Rashomon, Gate of Hell ve Samurai, The Legend of Musashi 1950'li yıllarda onur ödülleri kazandı. 

Güney Kore: Parasite (Bong Joon-ho)

2019 Palme d'Or ödüllü film, açgözlülük ve ayrımcılığın zengin Park ailesi ile yoksul Kim ailesi arasındaki ilişki üzerindeki etkisini anlatıyor. Bong, Parasite'la Cannes ödülü kazanan ilk Koreli yönetmen ünvanını da kazandı. Bu, henüz aday gösterilmeyen ülkenin 31. başvurusu. 

 

Kaynak: Screen Daily