"Uçsuz bucaksız gökten gözlerinizi ayırmadan bakarken, her nedense düşüncelerinizde, duygularınızda yalnız olduğunuz bilinci uyanır. Kendinizi umarsızlık içinde yalnız, en yakınınız saydığınız kimselerden uzak, çok uzak bulursunuz. Koca evrende değersiz bir varlık olarak görürsünüz kendinizi. Binlerce yıldır gökyüzünden bakan yıldızlar, insanın kısacık yaşamını umursamayan, bilinmeyenlerle dolu gökyüzü ve çevrenizi saran karanlık, siz onlarla göz göze gelip anlamlarını çözmeye çalıştıkça suskunluklarıyla içinizi ezerler. İşte o anda mezarda bizleri bekleyen yalnızlık gelir aklınıza; yaşam gerçeği, tüm korkunçluğu ve umarsızlığıyla beyninizde çakılıp kalır."

— Anton Çehov, Bozkır

Tepenin Ardı ve Abluka filmlerinden sonra Emin Alper üçüncü filmi Kız Kardeşler'le karşımıza çıkıyor. Az sayıda film çekmesine rağmen sinemamızda önemli bir yere şimdiden sahip oldu bile. Sinemaseverler olarak yönetmenin filmini vizyondayken izleyip kaçırmamak gerekiyor ki hak ettiği değeri görebilsin.

Son filmi Kız Kardeşler, üç ‘’nankör’’ kızın hüzünlü hikayesini anlatırken anlatım ve biçimiyle özgünlüğü yakalamayı başarmış. Konunun ağır dramına rağmen Emin Alper, akıcılığı sağlayıp filmi güçlendirebiliyor. Bayat duran oyunculuklar, oturmamış karakterler yerine güçlü oyuncuları karşımızda gördüğümüzü ilk andan itibaren anlıyoruz. Özellikle Nurhan karakterini canlandıran Ece Yüksel inanılmaz bir başarı gösteriyor. Hatta filmin eleştirilebilecek tarafı Ece Yüksel’e daha çok yer vermemesi olabilir! Tabii, Kayhan Açıkgöz’ü de unutmuyoruz, canlandırdığı Veysel karakterine ister istemez, ne yaparsa yapsın bir sempati beslemek mümkün. Farhadi’nin filmlerinde hissettiğimiz kimsenin suçlu olamaması durumunu Veysel’de de görüyoruz. Veysel filmin mizahını güçlendirmeyi başarırken aynı zamanda en trajik noktalarda da etkisini hissettiriyor.

Emin Alper, senaryonun yanı sıra kusursuza yakın tekniğiyle, müziklerinin ‘’yerinde’’ kullanımıyla duygu dünyanıza da dokunmakta. İlk dakikalarda dahi filme ısınıyorsunuz, sakinliğinin ve sadeliğinin kuvvetini sezebilmekteyiz. Bittiği anda ise sinema salonunu terk etmek zor oluyor.

Kız Kardeşler, masalsı tonu ve görselliğiyle büyüleyici, yerli sinemamızın değerli filmlerinden biri olarak aklımıza kazınıyor ve izledikten sonra günler geçmesine rağmen kendini hatırlatıyor.