Stephen King, uzun yıllar boyunca yarattığı tüm o korkulara rağmen yufka yürekli bir adam. Masum ruhların başına gelen kabuslarla ya da dehşet verici olaylarla ilgili hikayeler yazdı, ama günün sonunda o, hala insanlara güveniyor. Umudun ya da kurtuluşun olduğuna inanıyor. Stanley Kubrick, 1980 yılında The Shining romanını filme uyarladığında bu kadar öfkelenmesinin nedeni de buydu. Kubrick, inanılmaz bir sanatçıydı ama aynı zamanda King'in tam tersiydi. Çoğunluğun iddia ettiği gibi Kubrick'in insanlardan nefret ettiği ve onlardan kaçtığı doğru mu bilinmez ama filmlerinin ortak bir acımasızlığa sahip olduğu ortada. Bu da tahmin edebileceğiniz üzere King'in asla tercih etmeyeceği bir tutum. 

Bu nedenle Mike Flanagan, The Shining'in devamı niteliğindeki 2013 tarihli Doctor Sleep romanını uyarlamaya karar verdiğinde büyük bir savaşın ortasında kaldı. King'in The Shining'i ile Kubrick'inki temel bir çerçeveyi ve birçok unsuru paylaşıyordu, fakat her ikisi de çok farklı işlerdi. Doctor Sleep ise King'in The Shining romanının devamı niteliğindeydi - Kubrick'in filminin değil. Flanagan'ın ne yapması gerekiyordu? Tüm zamanların en bilinen korku filmlerinden birini görmezden gelip sadece metne mi bağlı kalmalı, yoksa bir orta yol mu aramalıydı? Flanagan, Doctor Sleep'i tasarlarken ikinci seçeneği tercih etti. 

Genç Danny Torrance (Roger Dale Floyd) ve annesi Wendy (Alex Essoe), lanetli Overlook Oteli'ni ve Jack Torrance'i geride bırakıyorlar. Ancak Danny hala lanetli. Overlook'taki hayaletler onu takip etmeye devam ediyor. Danny, hayaletlerle savaşmak için bir yol arıyor ve eski bir dostun da yardımıyla bir çözüm buluyor.

Ardından 30 yıl sonrasına gidiyoruz. Danny, artık yaşlı Dan Torrance (Ewan McGregor) olarak dibe vurmuş bir adam. Tıpkı babası gibi alkolik ve alkolizm onu karanlık bir yola doğru sürüklüyor. İçmek, parıltısını bastırmasına neden oluyor. Ancak şaşırtıcı bir çağrı, yaşam tarzını tümüyle değiştirmesini sağlıyor. Bir otobüse binerek New Hampshire'a gidiyor ve yeni arkadaşı Billy Freeman'ın (Cliff Curtis) yardımıyla, zorlu birkaç yılın ardından hayatına ayık bir adam olarak devam etmeye başlıyor. Ne var ki, karanlık güçler hala etrafta kol geziyor ve Overlook Oteli'yle kıyaslandığında, Dan henüz bir şey görmüş sayılmaz. 

Dışarıda parıltıya sahip çocukların ruhsal enerjisiyle beslenen True Knot adında bir topluluk kol geziyor. Dan, parıltıya sahip tek insan değil - dünya üzerinde ona benzer birçok kişi var. Bunlardan biri de genç Abra Stone (Kyliegh Curran). Abra'nın psişik güçleri, True Knot'ın lideri Şapkalı Rose'un (Rebecca Ferguson) dikkatini çekiyor ve Rose, genç kızın ruhunu ele geçirmek için her şey yapmaya hazır. Abra'nın bu toplulukla savaşmak için yardıma ihtiyacı var ve Dan tam olarak bu noktada devreye giriyor.

Anlatısının büyük bir kısmında Doctor Sleep, King’ın romanına sadık kalıyor. Kubrick’in filminin etkileriyle uğraşmak zorunda değil; çünkü hikayenin çoğu, o filmdeki olaylarla ilgili değil. Doctor Sleep farklı bir dünyayı kapsıyor ve burası Flanagan'ın rahat olduğu bir yer. Ancak, kendi yolunda epey ilerledikten sonra, Flanagan final bölümünün tamamını Overlook Oteli'ne ziyaretiyle dolduruyor. Bu, Flanagan'ın kendi yönetmenlik tarzını bırakıp Kubrick'i taklit etmeye çalışmasına yol açıyor. Tüm çekimler doğrudan Kubrick’in The Shining’inden alınıyor. Flanagan sahnelerin neredeyse aynı görünmesini sağlamayı başarsa da tekinsiz vadi hissinden kurtulamıyoruz. Evet, sahneler teknik olarak doğru - ama bir şeyler eksik geliyor. Bu anların Dan’in travmatik geçmişine ayna tutması gerekiyor, ancak bize filmdeki her şeyin bu ana kadar ne kadar farklı olduğunu ve King’in dünyasının Kubrick’ten ne kadar ayrı olduğunu gösteriyor.

Bu durum, Doctor Sleep'i tamamen kontrolden çıkma tehlikesiyle karşı karşıya getiriyor. Ancak Flanagan'ın ekrana yansıtmayı başardığı insanlık hiç azalmıyor. Çoğu film yapımcısı Stephen King'i uyarlarken onun çalışmalarını özel kılan şeyin ne olduğunu gözden kaçırıyordu: Tüm o soğuk, şiddetli karanlığın içinden parlamayı başaran şefkati. Mike Flanagan ise bunu anlıyor. Dolayısıyla Doctor Sleep parlamaya devam ediyor.