dünya bizimdir: la haine ve kimlik karmaşası

uzun ve şiddet dolu bir ayaklanmanın ardından sabah olmuş. vinz (vincent cassel) aynanın karşısında dişlerini fırçalıyor. bir yandan da 1976 yapımı taxi driver'ın unutulmaz sahnesini canlandırıyor. "bana mı dedin?" diyor abartılı mimikleriyle, "sen kiminle konuştuğunu zannediyorsun?" elini silah gibi doğrultuyor ve ateş ediyor. görüntü kaybolurken gerçek bir silah sesi duyuyoruz. gerçeklik ile kurgu arasındaki ayrım zayıflıyor.

la haine, 1980'lerde popüler bir tür haline gelen fransız banliyö sinemasının en önemli temsilcisi. polis şiddeti, ekonomik zorluklar, ırksal, etnik problemler ve banliyölerde yaşayan gençlerin hayal kırıklıklarını merkeze alıyor. hatta, gerçek protesto görüntülerine yer vererek gerçeklik ve kurgu arasındaki sınırı bir kez daha zayıflatıyor. bununla birlikte, günümüzde sosyal kimliğin nasıl inşa edildiğiyle ilgili söyleyeceği şeyler var. özellikle asimile olmuş topluluklarda sürecin işleyişini görüyoruz. vinz örneğine bakarsak, bu modern blackface kullanımıyla yapılıyor.


blackface, 19. yüzyıl müzikli gösterilerinde kullanılan bir teknik. beyaz oyuncular, siyahları oynamak için yüzlerini yanmış mantarla siyahlaştırıyor. dudakları kocamanmış gibi göstermek için ağız çevrelerini de kırmızıya boyuyorlar. yırtık kıyafetler giyip karman çorman bir peruk takınca, gösteriye hazırlar. tabii günümüzde böyle doğrudan yapılmıyor. yüzde değil, sözde bir blackface var. oyuncunun hal ve hareketlerine dayanıyor. bu nedenle post-blackface ya da modern blackface demek daha doğru. michael rogin, kara yüz, beyaz gürültü: hollywood'un eritme potasındaki yahudi göçmenler kitabında yahudilerin blackface kullanarak eski dünyadaki kimliğinden kaçtığını, bu sayede amerikanlaştığını iddia ediyor. the jazz singer ya da the birth of a nation filmlerinin arkasında melezleştirme ve asimilasyon güdülerinin yattığını söylüyor. [1] buna göre amerikan toplumu, insanlarını siyahlar ve beyazlar olarak ikiye ayırmış. yahudi karakter "siyah maskesini" taktığında, kendini bunun yalnızca bir maske olduğuna, gerçekte siyah olmadığına inandırabiliyor. o zaman da geriye tek bir seçenek kalıyor, o bir beyaz. böylece amerikan kültürüne uyum sağlıyor. [2]

vinz'i bize tanıtan ilk görüntüler ile yahudi oyuncu eddie cantor'un kid millions (1934) filminde gösteriye çıkmadan önce yüzünü siyaha boyaması benzerlik taşıyor. vinz de yaşadığı fakir paris banliyösüne adım atmadan önce siyah maskesini takıyor. kendini güçlü bir erkek olmaya, hatta daha da iyisi bir gangsta olmaya hazırlıyor. o an bilmesek de kendine bu kadar güvenmesini sağlayan başka bir şey daha var: geçen gece polisten aldığı silah.


fakir mahallelerde büyümüş siyah gangsta, inşa edilmiş bir tip. müzikler, filmler ve medya bunda yardımcı. siyah gangstalar şiddeti cazip gösteriyor, silahları romantize ediyor. böylece erkekliğin yüceltilmesine katkı sağlıyor. vahşi özellikleri aslında genç siyah erkeklerin arzu ve korkularından besleniyor. bu tip yalnızca amerika'ya da özgü değil, başka toplumlarda da kendine yer buluyor. la haine'de olduğu gibi.

film boyunca vinz aracılığıyla paris banliyölerindeki istikrarsız kimlikler (siyah, beyaz, yahudi, arap, göçmen, ayrıcalıklı, yoksul) tartışılıyor. bu nedenle, yönetmen mathieu kassovitz ile yarattığı vinz karakteri arasında sancılı bir ilişki var. arada kalmış kişiliğiyle vinz, kassovitz'in yansıması aslında. modern blackface arkasındaki vinz, gerçek dünyadaki kassovitz'i zorluyor. öte yandan, kassovitz'in filmde oynadığı rol de vinz'in aslında olduğu kişiyi kabullenmesini sağlıyor.

arada kalmışlık, vinz'in güçlüymüş gibi yapmasının nedeni. siyah kültürüne ait şeyleri tüketip durması, yine bu siyah gangta tipinin aşırı erkeksiliğine özenmesinden. spor ayakkabıları, takıları, birçok parmağını kaplayan, adının yazdığı dev yüzüğü (spike lee'nin do the right thing filmindeki radio raheem'in yüzüklerini andırıyor) bunun kanıtı. yine de ayna karşısındaki gösterisi, burnundaki sivilceyi sıkmasıyla yarıda kesiliyor. dev burnu bize arada hatırlatılmaya devam ediyor. sanki kassovitz, "ne yaparsa yapsın, o bir yahudi" demek istiyor.


la haine, farklı etnik gruplardan gelen üç erkeğin 24 saatini işliyor. vinz, hubert (hubert koundé) ve said (said taghmaoui)... üç karakter de belli görsel imgelerle tanıtılıyor. said, polis arabasına graffiti yapıyor. hubert, kum torbasını yumrukluyor. vinz de break dans yapıyor. vinz'i diğerlerinden ayıran, aşırı enerjisi ve şiddet potansiyeli. aslında karşılaştıkları dazlaklarla daha çok benziyor. bu özellikleri film boyunca, hubert'in sakinliği ve gücüyle kıyaslanıyor. silah, fallik bir obje ve dolayısıyla erkekliğin simgesi. vinz'in ona karşı olan saplantılı tutumu da bundan. bu saplantısı aynı zamanda, modern blackface performansının da kilit noktası. hubert'le karşılaştırdığımızda, siyah olmak ile taklit etmek arasındaki farkı görüyoruz. hubert şiddetten kaçıyor. gerçekten güçlü olmasına rağmen hem de. boks yapması, erkeksi gücünü kanalize etmesini sağlıyor. bu sayede sakin kalarak, diğer ikisinin her an patlamaya hazır enerjisini de dizginliyor. vinz ve said'in sadece konuşuyor. eyleme dökemedikleri, çenelerine vurmuş. öte yandan hubert, istediği zaman silah bulabilen, uyuşturucu satan, dövüşen biri. sadece bunu yapmamayı tercih ediyor. çünkü hapse girmenin ya polisle çatışmanın kötü sonuçları olacağının farkında.

aslında vinz'in zayıf fiziği de ön plana çıkarılıyor. ama ses ve görüntü birbirine uymuyor. tıpkı vücudu ile söyledikleri arasındaki fark gibi. graffiti kaplı duvarın önünde, klezmer [3] eşliğinde break dans yapan bir yahudi. dokuz saniyelik sahnede, tek ışık kaynağı tavandaki lamba. vinz spot ışığının altında bize gösteri yapan bir şovmen. son hareketi de dansın izleyiciye yönelik olduğunu kanıtlıyor. takla attıktan sonra, kameraya dönüyor ve ellerini açarak selam veriyor. bu sahne, ilk konuşmasını bile yapmadan önce gösteriliyor. dansın filmde gerçekleşecek olaylarla hiçbir alakası yok. yalnızca ilk izlenim oluşmasını sağlıyor. onun arada kalmışlığını, abartılı mimiklerini ve enerjisini fark ediyoruz.


hemen ardından, vinz'in evini ve ailesini görüyoruz. annesi "mazel tov" diyerek selamlıyor, anneannesi sinagoga gitsin diye baskı yapıyor. o an, bulduğu silahı neden evinde saklamadığını anlıyoruz. çünkü evi, yahudiliğinin simgesi. erkekliği temsil ettiğini düşündüğü banliyödeki bir depoda saklamayı tercih ediyor. o, siyah gangstacılık oynaya dursun, kassovitz de kamerasını banliyö dışında beyazlığının getirisini göstermek için kullanıyor. ten rengi onu hubert ve said'den ayırıyor. tabii, banliyöden çıktıklarında bu durum belirginleşiyor. said'in arkadaşı asterix'ten para almak için şehre gidiyorlar. said, apartmanın zillerini çalması için vinz'i görevlendiriyor, çünkü onlar kadar dikkat çekmiyor. asterix bazı yönlerden vinz'e benziyor. silahlara tutkun bir beyaz. bu yüzden asterix'ten takdir de görüyor, gangsta olduğu iltifatıyla üstelik. asterix'in de zayıf bir vücudu var, ama ondan çekinmiyor. sadece peştamalle gezebilecek kadar rahat. dahası, hiçbir şeyden korkmuyor. vinz, öyle değil. silahı fiziksel olarak üstün gelmek için kullanıyor. ama rus ruleti oynayıp da kendine zarar verebilecek biri değil. aslında hiç kimseye zarar veremez. asterix'in apartmanından çıktıklarında, paris polisi onları bekliyor. hubert ve said gözaltına alınırken, o kaçabiliyor. banliyönün dışındayken, beyazlığı sayesinde hareket özgürlüğü olduğunu vurguluyor kassovitz. üçlü, paris'te tekrar bir araya geldiği sırada arkadaşları abdel'in öldüğünü öğreniyorlar. abdel, geçen geceki ayaklanmada gözaltına alınıyor ve fena hırpalandığı için yoğun bakımda. onun ölmesi durumunda bir kıvılcım ateşlenecek ve vinz, arkadaşının canı karşılığında bir polisin canını alacak. şimdi önünde iki yol var: silahı kullanmak ya da kullanmamak.

ilk potansiyel kurbanı, iki trafik polisi. vinz, aynanın karşısındaki pozunu tekrarlıyor. bu sefer elinde gerçek bir silah var. polisleri vuruyor, havaya fırlayan cesetler camları parçalıyor. araba alarmları yüksek sesle ötüyor. hubert araya girene kadar, bunun gerçekte olduğunu düşünüyoruz. üçlü yine vinz'in silah saplantısını tartışıyor. hubert ve said yürüyüp gidiyor. vinz'in yalnızca arkadaşlarıyla değil, kendiyle de çatıştığı çok açık. kimlik karmaşasının farkında olan vinz, "kim olduğumu ve nereden geldiğimi biliyorum" diye bağırıyor. pek inandırıcı değil. bir yahudi olarak bir beyazken, gettoda yaşayan bir genç olduğu için "siyaha bürünüyor." vinz'in ikinci potansiyel kurbanı, ikili doğasının sonuçlarını bize gösteriyor.


hubert ve said yürürken bir grup dazlak onları çevreliyor. vinz silahını içlerinden birine doğrulttuğunda, diğerleri kaçıyor. ne ironiktir ki, bu dazlak vinz'in yaratıcısı kassovitz'den başkası değil. gerilimin tırmandığı anlarda, vinz bir bakıma tekrar ayna karşısına geçiyor ve yansımasından hesap soruyor. hubert ve said'e "yalnızca konuşmaktan ibaret olduğumu mu düşünüyorsunuz? izleyin. beni durdurmaya çalışmayın" diye bağırdığında aslında fiziksel yetersizliğini kabul etmiş oluyor. başta said onu durdurmaya çalışıyor. ama hubert, şaşırtıcı bir şekilde destekliyor. "iyi polisler de var, ama en iyi dazlak ölü olandır" diyerek tetiği çekmesini istiyor. vinz bunu yapabilecek güçte değil. geri çekiliyor. sırtını dönüp gittiğinde yansıma devam ediyor. kassovitz kusmak için yana döndüğünde, vinz de eğilip aynısını yapıyor.

üçlü, şaşkın ve sessiz halde banliyölerine geri dönüyor. silah hiçbir zaman vinz'e ait değil, yalnızca içi boş bir kimlik kurmasına yardım ediyor. trenden indikleri anda, gardını düşürüp silahı hubert'e vermesi bu yüzden. modern blackface gösterisi sona yaklaşıyor, vinz kostümünü çıkarmaya hazır. hubert silahı alıp diğer ikisini arkadan takip ediyor. bu sırada polisler geliyor. şehirdeyken vinz'in erkeklik gösterisi, said ve hubert'i kurtarmasına yetmişti. ne var ki, hubert'in silaha sahip olması aynı şeyi yapamıyor. vinz polisin kurşunuyla ölürken, hubert koşuyor ve silahını polise doğrultuyor. polis de aynı şekilde karşılık veriyor. film, said'in yüzüyle açıldığı gibi kapanıyor. arkasından silah ses(ler)i duyuyoruz. vinz, silahını bırakır bırakmaz hayatını kaybediyor. aynı şekilde hubert de silahı teslim aldığında.


[1] rogin, m. (1996). blackface, white noise: jewish immigrants in the hollywood melting pot. berkeley: university of california press, s. 79.
[2] ekmekçi, n. (2018, şubat) "hollywood'un kara lekesi: blackface ve ırkçılığın kısa tarihi." novicinema, 3, s. 3. 
[3] klezmer: aşkenaz yahudilerin yaptığı enstrümental müzik türü. 


Ad

!f 2017,7,!f 2018,14,akademi ödülleri,1,analiz,20,anthony hopkins,1,belgesel,2,berkay kılıç,8,burak aras,4,christian bale,1,david lynch,1,doğa bekiroğlu,52,duyuru,2,elbi pekcan,3,ethan hawke,1,fanzin,11,festival,6,filmekimi 2016,3,filmekimi 2017,7,filmekimi 2018,15,golden globe,1,guillermo del toro,1,haber,83,ilginç,6,inceleme,147,irem turhan,9,istanbul film festivali,1,javier bardem,1,jennifer lawrence,1,jodie foster,1,kevin spacey,1,kısa film,4,kuzuların sessizliği,1,mark wahlberg,1,mother!,1,murder on the orient express,1,naz ekmekçi,81,nisan altın,56,noviseçki,15,oscar,2,ödül,13,quentin tarantino,1,röportaj,1,seda bayram,19,sundance,2,the shape of water,1,the silence of the lambs,1,video,2,walter lassally,1,yeşilçam,1,zorba the greek,1,
ltr
item
novicinema - bağımsız sinema platformu: dünya bizimdir: la haine ve kimlik karmaşası
dünya bizimdir: la haine ve kimlik karmaşası
https://4.bp.blogspot.com/-nKXePW-hwcg/W7ZHH9JWalI/AAAAAAAADs4/yjX4XjaqkckiAy6dgJtf9LADzno8OGeFQCLcBGAs/s320/novicinema_la_haine.jpg
https://4.bp.blogspot.com/-nKXePW-hwcg/W7ZHH9JWalI/AAAAAAAADs4/yjX4XjaqkckiAy6dgJtf9LADzno8OGeFQCLcBGAs/s72-c/novicinema_la_haine.jpg
novicinema - bağımsız sinema platformu
http://www.novicinema.com/2018/10/la-haine-protesto.html
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/2018/10/la-haine-protesto.html
true
3808060751201340864
UTF-8
tüm gönderiler yüklendi üzgünüz başka yazı bulunamadı. HEPSİ tamamını oku Reply Cancel reply sil yazan: anasayfa SAYFALAR YAZILAR hepsini göster İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR tüm yazılar ARŞİV ARA TÜM YAZILAR eşleşen sonuç bulunamadı. > anasayfa pazar pazartesi salı çarşamba perşembe cuma cumartesi pazar pzrtesi salı çarş perş cuma cmrtesi ocak şubat mart nisan mayıs haziran temmuz ağustos eylül ekim kasım aralık ocak şubat mart nisan mayıs mayıs haz ağust eylül ekim kasım aralık şimdi 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago haftalar önce takipçiler takip et THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy