insan insanın kurdudur: daha (more)

bu yazının başlığı “insan insanın kurdudur” yerine; gitmek ile kalmak arasında, sinir krizinin eşiğindeki erkekler ya da gücü yeten yetene gibi pek çok farklı şekilde olabilirdi. evlerini terk etmek zorunda kalan suriyeli göçmenlerin sıkıntılarını, onları yurt dışına kaçıracak olan insan kaçakçılarının hayatına odaklanarak anlatmaya çalışıyor daha! yani toplumsal bir soruna, başka bir ifadeyle toplumun en temel unsuru olan insanın yine başka insanlar sebebiyle yaşadığı bir soruna eğilen hakan günday hikayesiyle karşı karşıyayız. bu nedenle filmin anlatmaya çalıştığı derdin en genel ve en doğru tanımı bu. zaten film de bu tanıma atıfta bulunmak istiyormuş gibi, bir aforizmayla başlıyor:
“insanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır.”
sazların arasında ellerindeki fenerlerle yol bulmaya çalışan insanlar görüyoruz sonra. bir kamyonetin arkasına doluşup kendilerini ahad’ın (ahmet mümtaz taylan) ellerine teslim ediyorlar. aslında filmdeki karakterlerin tamamının kaderi kendinden bir üst konumdaki insanın ellerinde. örneğin, insanlara aşağılık muamelesi yapan ahad, kaçakçılık yapmasına göz yuman jandarma komutanı tarafından aşağılık muamelesi görüyor. etrafındaki kimseye eyvallahı olmayan, canını sıkana tokadı basan bu adam; komutandan azar işitirken karşısında el pençe divan duruyor. yani herkes birilerine muhtaç ve herkes hıncını gücünün yettiğinden çıkarma peşinde. kamyonetin ön tarafında ahad ve oğlu gaza (hayat van eck) birbirleriyle konuşmadan yol alıyorlar. hikayeye dair bazı kısımları bize üst ses olarak yine gaza’nın kendisi ancak yetişkin hali anlatıyor. filmde hiç görmesek de bu ses fırat tanış’a ait. “benim adım gaza. ben dünyanın en önemli adamının oğluyum,” diyerek tanıtıyor kendini. birileri size hayatını emanet ediyorsa elbette dünyanın en önemli adamısınızdır. tabii, mecburiyetten buna razı olmalarını saymazsak...

insanları yerin altındaki bir depoya saklayıp deniz yoluyla kaçacakları zamana kadar orada tutuyorlar. ahad getirdiği insanlara, türkçe bilmeseler de, oğlunun sözünü dinlemelerini söylüyor. onlara yemek, su getirme görevini gaza’ya veriyor. gaza, her ne kadar büyük şehirde lise okumak istese de, babası her fırsatta onu yanında kalmaya mecbur bırakıyor. oğluna, bizim birbirimizden başka kimsemiz yok, dese de ona sunduğu hayat ikilemlerin arasına sıkışmaktan ibaret. yaptıkları işte ortak oldukları mesajını vermek için kamyonetin üzerinde yazan “ahad lojistik” yazısını değiştiriyor ahad. ama yeniletmeye tenezzül etmeden, kenarına küçük bir şekilde gaza’nın adını iliştiriyor. büyük harflerle yazan “ahad” yazısının yanındaki küçük, sıkıştırılmış adı gibi gaza’nın hayatı da. babasıyla çalışan, insanları yurt dışına kaçırma işinin deniz kısmını üstlenen iki adamla vakit geçirmeye başlıyor bir ara. hatta bir seferinde içlerinden biri, onların da bir zamanlar gitmek istediğini ama gidemedikleri için gitmek isteyenleri götürmeye başladıklarını anlatması, herkesin bir şekilde gitmek ile kalmak arasında olduğunun vurgusunu yapıyormuş gibi.

depoya gelenlerden biri olan ahra’dan (tuba büyüküstün) hoşlanmaya başlayan gaza, sırf onu görebilmek için göçmenlerle bir arada uyumaya, onların eğlencelerine katılmaya başlıyor. gidemese de babası gibi olmamaya çalışan gaza’nın direnci, ahra’yı jandarma komutanıyla sevişirken görünce kırılıyor. üstelik buna izin verenin babası olduğunu öğrendiğinde, başlarda “önce paraya, sonra bana güveneceksin” diyen babasının gerçekten para için her şeyi yapabileceğini gördüğünde gitmeye karar veriyor. kaçtığı otobüs komutan tarafından durdurulup babasına götürüldüğündeyse bu kapanda kısılıp kaldığını anlıyor ve ipleri salıyor. yetişkin gaza’nın ifadeleriyle söyleyecek olursak “deponun tanrısı” olmaya karar veriyor. depoyu çizgilerle bölmelere ayırıp onları ülke sınırları gibi kullanıyor, insanları aileleriyle birlikte o sınırlar içine yerleştiriyor. depoya güvenlik kameraları koyuyor. içlerini talaşla doldurduğu can yeleklerini alabilmek için kavga etmelerini de, havasızlıktan nefes alamamalarını da keyifle izliyor. hem de abur cubur yiyerek...

ünlü dizi oyuncusu onur saylak’ın ilk uzun metraj denemesi daha’nın, yer yer iyi sahneler sunsa da, genel anlamda vasat bir yapım olarak kaldığını söylemek gerek. filme getirilebilecek en büyük eleştiri kamera hareketlerinin tutarsız ve keyfi olması. sinema, kameranın icadından bu yana izleyici tepkilerine ve anlatımı kuvvetlendirmek için denenen tekniklere göre gelişmiştir. sırf, güzel görünüyor ya da havalı bir hareket diye lüzumsuz çekimler kullanmak amatörlerin işidir. hareketli kamera, kadrajdaki daimi haraketlilik yüzünden izleyiciyi yoran bir teknik olsa da amacına uygun kullanıldığında anlatıya gayet güzel katkılar sağlar. saylak hareketli kamerayı, ne filmin tamamında ne de benzer amaca sahip sahnelerde kullanmış. açıkçası bu da farklı şekillerde çekilip iyi olanların seçilmesiyle kurguda kotarılmış bir film olduğunu düşündürüyor. elbette kurallar yıkılabilir ancak bunun için önce kuralları bilmek gerekir. başka bir deyişle, sanatçı var olanların kendi eserinin anlattığına uygun olmadığını düşünüp eserine özel kurallar oluşturmuş olur. aksi halde -daha’da olduğu gibi- seyirci öyküye yabancılaşıverir. yine de daha, katıldığı pek çok festivalde ödüle layık görülmüş bir film. youtuber’ların sinemalara film diye getirdiklerinin yanında elbette daha kıymetli. ancak kalite çıtası bu kadar aşağılara çekildiği için kötünün iyisini seçmek zorunda kalmak da türk sineması adına üzücü bir durum.


Ad

!f 2017,7,!f 2018,14,akademi ödülleri,1,analiz,19,anthony hopkins,1,belgesel,2,berkay kılıç,7,burak aras,4,christian bale,1,david lynch,1,doğa bekiroğlu,46,duyuru,2,elbi pekcan,2,ethan hawke,1,fanzin,10,festival,6,filmekimi 2016,3,filmekimi 2017,7,golden globe,1,guillermo del toro,1,haber,82,ilginç,6,inceleme,131,irem turhan,9,istanbul film festivali,1,javier bardem,1,jennifer lawrence,1,jodie foster,1,kevin spacey,1,kısa film,4,kuzuların sessizliği,1,mark wahlberg,1,mother!,1,murder on the orient express,1,naz ekmekçi,75,nisan altın,55,noviseçki,14,oscar,2,ödül,13,quentin tarantino,1,röportaj,1,seda bayram,16,sundance,2,the shape of water,1,the silence of the lambs,1,video,2,walter lassally,1,yeşilçam,1,zorba the greek,1,
ltr
item
novicinema - bağımsız sinema platformu: insan insanın kurdudur: daha (more)
insan insanın kurdudur: daha (more)
https://1.bp.blogspot.com/-0ve6-tNmBWU/WoSOaRg-GtI/AAAAAAAAAUQ/7UlzUiQr57MFb0Zr7C5cbCks1a3A00gGQCLcBGAs/s320/novicinema_daha.jpg
https://1.bp.blogspot.com/-0ve6-tNmBWU/WoSOaRg-GtI/AAAAAAAAAUQ/7UlzUiQr57MFb0Zr7C5cbCks1a3A00gGQCLcBGAs/s72-c/novicinema_daha.jpg
novicinema - bağımsız sinema platformu
http://www.novicinema.com/2018/02/insan-insann-kurdudur-daha-more.html
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/2018/02/insan-insann-kurdudur-daha-more.html
true
3808060751201340864
UTF-8
tüm gönderiler yüklendi üzgünüz başka yazı bulunamadı. HEPSİ tamamını oku Reply Cancel reply sil yazan: anasayfa SAYFALAR YAZILAR hepsini göster İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR tüm yazılar ARŞİV ARA TÜM YAZILAR eşleşen sonuç bulunamadı. > anasayfa pazar pazartesi salı çarşamba perşembe cuma cumartesi pazar pzrtesi salı çarş perş cuma cmrtesi ocak şubat mart nisan mayıs haziran temmuz ağustos eylül ekim kasım aralık ocak şubat mart nisan mayıs mayıs haz ağust eylül ekim kasım aralık şimdi 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago haftalar önce takipçiler takip et THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy