the neon demon: mistik bir gerilim

17. yüzyılda yaşamış ve macaristan'ın asil bir ailesinin kızı olan elizabeth bathory veya ona sonradan verilecek adıyla "kanlı kontes," tarihin ilk kadın seri katili olarak kabul edilmektedir. ona bu ismin verilmesinin ve seri katil kabul edilmesinin sebebi, tabii ki işlediği cinayetlerdir; fakat rivayet odur ki kontes bir gün kurbanlarından birine şiddetli bir tokat atar, attığı tokatın şiddetiyle eline bulaşan kanı yüzüne sürünce, cildinin daha güzel olduğunu fark eder. kendisine hizmet eden simyacılar, bakire bir kızın kanı içerisinde yıkanarak genç kalabileceğini söyler. bunun üzerine bathory, bakir kurbanlarının kanında sık sık banyo yapar. kanlı kontesin hikayesi dilden dile dolaşarak günümüze kadar gelir. genç, güzel ve güçlü kalabilmek çağlar boyu insanların büyük hayali olmuş ve bu hayal için cinayet işlemekten bile geri durmamışlardır.

the neon demon filmiyle yönetmen nicolas winding refn, bu konuyu kendi atmosferi içinde işliyor. filmin konusu ise şöyle; 16 yaşında bir genç kız olan jesse (elle fanning) model olma hayaliyle los angeles'a gelir. burada bir fotoğraf çekimi sonrası, makyöz ruby (jena malone) ile tanışır. ruby'nin daveti üzerine katıldığı partide, başarılı birer model olan gigi (bella heathcoate) ve sarah (abbey lee) ile tanışır. gigi ve sarah, jesse'nin güzelliği karşısında şaşırır; çünkü kendileri güzelliklerine sahip olabilmek bir dizi estetik ameliyattan geçmiştir. jesse ise doğal, saf ve genç bir güzelliğe sahiptir. kadınlar arasındaki mücadele bu sahneden itibaren sinyallerini vermeye başlar. jesse, hank (keanu reeves) isimli bir psikopatın işlettiği motelde yaşamaktadır. modellik kariyeri, sektörün ünlü fotoğrafçısı olan jack'in (desmond harrington) onun fotoğraflarını çekmeyi kabul etmesiyle yükselişe geçer. bu yükseliş kadınlar arasındaki güç mücadelesinin fitilini de ateşlemiş olur. sektörün ünlü tasarımcılarından mikey'nin (charles baker) onu defilesine kabul etmesiyle jesse, artık duru ve genç güzelliğin temsilidir. jesse'nin bu tırmanışı gigi ve sarah'ı gölgeye iter. fakat tüm bu ilerleyiş jesse'yi değiştirir. katıldığı defilenin ardından; güzelliğinin ulaşılamaz olduğunu ve kadınların onun güzelliğine ulaşabilmek için paralar döktüğünü, hatta bu güzelliği elde edebilmek için cinayet bile işleyebileceklerini düşünür. hank'ın kendisine saldırabileceğini düşündüğü için ruby'e sığınır. ruby, jesse'yi cinsel olarak ele geçirmeye çalışır; fakat başarısız olur. jesse'nin bakir olduğunu da bu sahnede öğrenir. filmin gerilimi bu sahneden sonra tırmanır. gigi, sarah ve ruby vahşileşir ve ruby'nin bakımını yaptığı evin havuzunda jesse'yi öldürüp onu yerler, kanında da banyo yaparlar. tüm bunların ardından sarah ve gigi sektöre yeniden dahil olurlar. bir fotoğraf çekimi sırasında gigi fenalaşır ve sarah'a jesse'nin bedeninin içinde olduğunu onu çıkarmak istediğini söyler. kustuğunda jesse'nin gözünü çıkarır; yanındaki makası bedenine saplar. sarah ise, jesse'nin gözünü kusmuğun içinden alır ve yer.


konusu itibariyle klasik bir hikayeye sahip olsa da; renk paleti, müzikleri, sahneler içine yüklenmiş mitolojik ve psikolojik anlamlar düşünüldüğünde izleyicisini gerilimin içine alan bir film. filmin ilk sahnesinde, jesse'nin kanlar içinde mavi bir kıyafetle kanepede uzandığını görürüz; ama bu sahnenin bir fotoğraf çekimi olduğunu kameranın hareketiyle anlarız. filmin renk paleti daha ilk sahneden verilmiş olur böylece. kırmızı, tehlike ve arzularla ilerlerken; mavi, yalnızlık ve çaresizlikler üzerinde ilerler. bir başka nokta, filmde kırmızının ağırlıklı olduğu sahnelerde ruby'nin yer alması ve jesse'ye ölümcül vuruşu onun yapmasıyla etkileyici bir bağlantı kuruluyor olması. ilk sahnede jesse'nin kanlar içinde kanepede uzandığı görüntünün ardından dean'e (karl glusman) yapılan geçişte, onun bakışları bize pek yabancı değil aslında. bu bakışı, stanley kubrick'in filmlerindeki karakterlerin birçoğunda görmüşüzdür. örneğin; full metal jacket (1995) filminde private pyle karakterinin bakışları ya da the shining (1980) filminde jack torrance'nin bakışları gibi. bu bakış, genelde bir boğanın bakışlarıyla özdeşleştirilmiştir. peki filmde jesse'nin modellikte zirveye tırmandığı zaman, ilk olarak dean'den vazgeçmesiyle eski dinlerde kutsal ruha bir kurban verilmesi arasında bağ olabilir mi? inanışa göre, boğa kurban edilmesi ve kurban edilen boğanın kanından içilmesi insanların günahlarından arınacağını işaret etmektedir. gigi, sarah, ruby ve jesse partinin ardından kinbaku (iplerle yapılan bir dans türü) gösterisinin yapıldığı bir odaya girerle. bu sahne müzikler, ışıklar ve dans gösterisiyle bir hipnoz sahnesidir; jesse, üç cadının ayini içindeki bir kurban gibi tasvir edilir.


filmin bir başka sahnesinde ise jesse'nin odasına bir dağ arslanı girer, bu olayla filmin sürreal ve gergin atmosferi daha belirgin hissedilir. ünlü modacı defilesi için seçim yapar, sarah defile kadrosuna seçilmez; jesse ise seçilir. sarah bu duruma öfkelenir ve lavaboya gider. sarah öfkeyle lavabodaki aynayı kırar. ardından jesse, sarah'la konuşurken elini yaralar ve sarah jesse'nin eline bakarken kanı emmek ister. sarah'ın vamprist ve vahşi yönünün ortaya çıktığı bir sahnedir. jesse'nin defilede hipnotize olması ve aynadaki yansımasıyla öpüşmesi ise ciddi bir narsisizm çağrışımı barındırmaktadır. mitolojiye göre narkissos, su içmek için eğildiğinde suda yansımasını görür aşık olur ve bu durum onun ölümüne sebep olur. filmde de jesse'nin narsist tutumu onu ölüme götürür. ki boş bir havuza itilmesi ve ölmesi, mitolojideki hikayeyle bir başka bağlantılı noktasıdır. filmin bir başka çarpıcı olayı ise, jesse'nin bedeninin yenmesi; yani yamyamlıktır. ilkel kabilelerdeki inanca göre bir insanın bedeninin yenmesi ondaki özelliklerin kendilerine geçeceğine işaret etmektedir. jesse'nin bedeninin yenmesi ise onun güzelliğinin hem soyut olarak hem somut olarak tüketilmesidir. jesse'nin kanında yıkanılması ise yazının başında bahsettiğimiz inanışın işaretidir.


filmdeki geometrik şekillerin ilham kaynağı ise james turrell'ın eserleridir. james turrell'ın eserlerinin bir başka etkisi de filmdeki minimalist mekanlardır. yönetmen nicolas windig refn, bir röportajında james turrell'a olan hayranlığını da dile getirmiştir. filmin gerilimini bütünleyen müziklerin bestecisi ise, yönetmenin daha önceki only god forgives (2013) ve drive (2011) filmlerinin müziklerini de besteleyen cliff martinez'dir.

mistik, mitolojik birçok hikayeyle birlikte eski inanışları da içinde barındıran film; nicolas winding refn'in yarattığı hipnotik atmosferde, modern insanın birbirini üzerindeki mücadelesini ve tüketimini farklı bir dille sunuyor.


Ad

!f 2017,7,!f 2018,14,akademi ödülleri,1,analiz,19,anthony hopkins,1,belgesel,2,berkay kılıç,6,burak aras,4,christian bale,1,david lynch,1,doğa bekiroğlu,38,duyuru,2,ethan hawke,1,fanzin,9,festival,6,filmekimi 2016,3,filmekimi 2017,7,golden globe,1,guillermo del toro,1,haber,76,ilginç,6,inceleme,122,irem turhan,9,istanbul film festivali,1,javier bardem,1,jennifer lawrence,1,jodie foster,1,kevin spacey,1,kısa film,4,kuzuların sessizliği,1,mark wahlberg,1,mother!,1,murder on the orient express,1,naz ekmekçi,73,nisan altın,52,noviseçki,14,oscar,2,ödül,13,quentin tarantino,1,seda bayram,16,sundance,2,the shape of water,1,the silence of the lambs,1,video,2,walter lassally,1,yeşilçam,1,zorba the greek,1,
ltr
item
novicinema - bağımsız sinema platformu: the neon demon: mistik bir gerilim
the neon demon: mistik bir gerilim
https://4.bp.blogspot.com/-kOA2ADMCb6w/Wm3-kpLSKkI/AAAAAAAADLM/UypCz1niPzIaNiEt4vN0nvubjYgQIuY8QCLcBGAs/s320/novicinema_the_neon_demon.jpg
https://4.bp.blogspot.com/-kOA2ADMCb6w/Wm3-kpLSKkI/AAAAAAAADLM/UypCz1niPzIaNiEt4vN0nvubjYgQIuY8QCLcBGAs/s72-c/novicinema_the_neon_demon.jpg
novicinema - bağımsız sinema platformu
http://www.novicinema.com/2018/01/the-neon-demon.html
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/2018/01/the-neon-demon.html
true
3808060751201340864
UTF-8
tüm gönderiler yüklendi üzgünüz başka yazı bulunamadı. HEPSİ tamamını oku Reply Cancel reply sil yazan: anasayfa SAYFALAR YAZILAR hepsini göster İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR tüm yazılar ARŞİV ARA TÜM YAZILAR eşleşen sonuç bulunamadı. > anasayfa pazar pazartesi salı çarşamba perşembe cuma cumartesi pazar pzrtesi salı çarş perş cuma cmrtesi ocak şubat mart nisan mayıs haziran temmuz ağustos eylül ekim kasım aralık ocak şubat mart nisan mayıs mayıs haz ağust eylül ekim kasım aralık şimdi 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago haftalar önce takipçiler takip et THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy