hayali bir düşman: tepenin ardı

''akşam, yine akşam, yine akşam
  göllerde bu dem bir kamış olsam.''
— ahmet haşim

emin alper'in ilk uzun metrajlı filmi olan tepenin ardı; ilerledikçe mesajını netleştiren, insanın içindeki "öteki" yaratma arzusuna ışık tutan bir film. baş rollerinde berk hakman, mehmet özgür, reha özcan gibi başarılı aktörleri barındırıyor. üçlüye suskunlar dizisinden aşinayız - tanınmış, dolayısıyla seyirciye yabancı gelmeyen oyuncular.

vahşi tabiata uyum sağlayarak, ilkelleşen insanlara bakış atıyoruz tepenin ardında. et yiyerek, rakı içerek "erkek" olunan bir yayla burası. doğanın hırçınlığıyla baş başa kalan insanlar, yabanileşmeye başlamışlar. küçük yerlerde yaşayanların hep daha masum, daha temiz kişiler olduğu söylenir; çünkü burada yaşayanlar şehirlerin insanlara kattığı "sinsiliğe" uzaktır. kırsallık masumdur, şehirler gibi kirli değildir; ne de olsa bozulmamış, dokunulmamış bir doğa söz konusudur. hepimiz böyle düşünerek büyümedik mi? tepenin ardı, o sandığımız "masum" köy insanından bizi uzaklaştırarak gerçeğe götürüyor. emin alper olayları işlerken, western ikonografilerini de kullanmayı eksik etmiyor. son sahnedeki tek sıra yürüme, faik ağa'nın yüceltmek istediği otoritesi gibi detaylar western türünün etkisinden kaynaklanıyor. bir sergio leone hastası olduğunu söyleyen emin alper, severek bu detayları ele aldığını belirtiyor.


tepenin ardı, sosyal problemlerin alegorik olarak anlatıldığı ve bu yüzden de yorumlamalara açık olan bir eser. yörükler ile faik ağa'nın kavgası, kullanılan müziklerin de etkisiyle daha da gergin bir hale doğru gidiyor. güncelliğini kaybetmeyen bir konuya değinmesinden dolayı tepenin ardı, önemini yitirecek bir esere benzemiyor. uyuyor olan kişiyi, yattığı rüyadan uyandırıp bilincine kavuşturan bir yapım demek yanlış olmaz. insanın, kendi karanlık tarafının farkına varmasını sağlamak gibi bir etkisi de var. eleştirisini sert bir şekilde, gerçekçiliği de arkasına alarak yapan bir film.

ataerkil düzende erkeklere hizmet ederek varlığını sürdüren, babasının deyimiyle "sefa pezevengi" nusret (reha özcan) tarafından tecavüze uğrayan meryem (banu fotocan) adında bir kadın karakter var filmde. tek kadın karakter ve çoğunluğun karşısında ezilmesine, tecavüze uğramasına rağmen sesini bile çıkarmadan hayatına devam etmeye çalışıyor. bastırılmış, "hamarat" olmasıyla övülen kadın gibi kadın meryem, düzenin altında yok olan kadınlardan sadece biri. evin çilesi, iki çocuğun sorumluluğu hepsi bu kadının üzerinde. tüm yükü omuzlarında sırtlayan bir kadın meryem, anlayacağınız. emin alper, kadının acizliğine duyarsız kalmayarak sinemasında işliyor. tepenin ardı'ndaki en çok sözü geçen, saygı duyulan karakter ise faik ağa. çocuklarının işe yaramazlığından şikayet ederken ya da tepenin ardındaki yörüklere öfkenirken görüyoruz onu genelde. taş düşse bile suçlanacak biri var: yörükler! varoluşunu tamamlaması için bir düşmana; hayata tutunmak için bir savaşa ihtiyaç duyuyor adeta. çoluğunu çocuğunu da bu savaşa sürüklemeden durmuyor tabii.


film, gergin gergin her an bomba patlayacakmış hissinde devam ediyor. alfred hitchcock'un bahsettiği o masanın altındaki bombanın patlamasını istiyoruz artık - gerilim had safhada. durmaksızın düşman yaratan, ötekinin varlığıyla bir anlam kazanmaya çalışan faik ağa'nın asıl mücadelesi kendisiyle. suçlayacak birini bulmak rahatlatır ya insanı, o da yörüklere suç ata ata erkekliğini coşturuyor. sorun yaratmaktan başka mücadelesi yok. tepenin ardı, aristoteles'in "zoon politikon", yani "politik bir hayvan" dediği insanın varoluşuna dokunuyor. hassas konuları, bu denli derin ve sessiz sessiz işleyişiyle kendisine hayran bırakan bir film. insanın durduk yere, boş nedenlerle çatışma/savaş yaratma isteği ölümle sonuçlanıyor. tepenin ardı, yalnızca bir yaylanın durumu olmaktan çıkarak evrenselleşiyor. sebepsiz yere hayatını kaybeden onca gence, onca cana değiniyor, emin alper. berk hakman'ın canlandırdığı sessiz sakin, kalabalıklardan kaçarak dolaşan zafer'in(!) ölümüyle sonuçlanıyor bu savaş. faik ağa'nın yani otoritenin savaşı, boş yere suçladığı tepenin ardındakiler tarafından en sonunda karşılık buluyor. faik ağa'nın başlattığı, yanlış kişilerin suçlandığı savaş zafer'in ölümüyle daha da tetiklenecektir elbet, son sahnede silahlarıyla dağa çıkan mağrur erkeklerden de anlaşılıyor bu durum.

tepenin ardı'na hazmedilmesi kolay bir film olarak bakılamaz, yalnız bunun sebebi konunun ağır işlenmesinden kaynaklanmıyor. seyirci ekrandan ayrıldığı andan itibaren özünü sorgulamaya adım atıyor: "düşman yaratma ihtiyacının nedeni nedir? insan neden suçlayacak biri ya da birilerini bulmak için didinip durur?" sarsıcı, inandığımız değerleri tekrar düşündürten, işte tam da bu yüzden çok önemli bir film.


seyircinin aklında yukarıda bahsedilen sorulardan başka olarak bir soru daha var elbette: "vahşi, bozulmamış doğa, bu küçük ıssız yayla mı yaratıyor bu yabani insanları?" insanın savaşına, yaşamına, mücadelesine, hayatta kalışına karşı doğanın tutumunu merak ediyoruz. mesela bir karakterimiz var filmde, süleyman adında bir çoban. pek konuşmuyor, yanından ayırmadığı köpeğiyle dolaşıyor. süleyman'ın suratına öyle bir ifadesizlik hakim ki, ne düşündüğüne dair bir tahminde bulunamıyoruz. yaylada sürüyle ilgilenmekten başka bir meşguliyeti yokmuş gibi duruyor. babası mehmet var bir de, o da faik ağa tarafından bastırılan, emir altında dolaşan pasif bir kişi; ancak çalıları yok ederken fark ediyoruz onu. öfkesine tanık oluyoruz. mehmet'in çalılara vuruşuyla, karakterinin ipuçları da kendini ele veriyor. pasif agresif bir tavıra sahip mehmet; ama faik ağa'ya göz yumarak yaşıyor. bir de filmde heyecanlı, neşe dolu bir karakter olan mehmet'in küçük kızı aliye var. küçük kız öğretmeninden, okulundan şikayet ederken filme masumluk katıyor. en heyecanlı karakter bu tatlı kız; ama onun da lafları annesinin kızmasıyla ağzına tıkılıveriyor. küçük kız, ümitsiz ortamı aydınlatıyor, yer aldığı sahnelerde.

tepenin ardı, bir karakter filmi değil. yücelttiği bir kahraman yok, aksine eleştirdiği düşmanlar var - yoktan yere oluşan düşmanlar. insanlar kendilerinde huzur bulamayınca başkalarını suçlayarak huzura kavuşacaklarını düşünürler; ama göründüğü gibi değildir olay. sürekli suçlayacak birini aramak, seni asıl suçludan, kendinden uzaklaştırır. tepenin ardı, gerçekçiliği seven seyircilerini kucaklıyor. oluşturduğumuz düşmanlarımızı düşünmemize bir olanak sağlıyor, geçen 90 dakikada. bilinmeyen; saklı, gizemli olan insana korkutucu geldiği gibi aynı zamanda cezbedici de gelmiştir. kendine has cazibesiyle bilinmeyen, bizde bir ilgi oluşturur. belki farkına bile varmayız, ama bizi kendine doğru sürükler. filmdeki bu gizem, tepenin ardı. seyircinin o tarafla ilgili hiçbir bilgisi yok, sadece faik ağa'dan duyduklarımız ile yetinmek zorunda kalıyoruz. tarafsız olmamız mümkün olamıyor. sürekli bahsedilen şu "tepenin ardını" artık bir görsek de rahatlasak diye düşünürken bile buluyoruz kendimizi, bir ipucuna ihtiyacımız var. nusret'ten, faik ağa'dan öğrendiklerimizle kalıyoruz yalnızca.

"küçük kız: yörükler bize bir şey yapmaz ki.
 nusret: niyeymiş?
 küçük kız: biz de yörüğüz de ondan. annem öyle dedi.
 nusret: ama onlar kötü yörük."


filmde faik ağa tarafı ve ''diğerleri'' arasında çizilen sınır, robert frost'un "duvar onarımı" adlı şiirine götürmeden edemiyor bizi. doğanın değil, insanın ürettiği; bu nedenle "yapay" olan bir duvar, duvarlar söz konusu hayatlarımızda. bu duvar; kimi zaman din olarak, kimi zaman ırk olarak, kimi zaman ise bambaşka hallerde karşımıza çıkıyor. tepenin ardı olarak bahsedilen kısıma dair yapılan ötekileştirme, çizilen sınır filmde bariz bir şekilde önümüze seriliyor. ardındakiler kötüdür, kural tanımazlar. tepenin ardındakilerle birlik olmaktansa düşman oluruz tutumu hakim. şu koruduğumuz duvarları yıkıp atmak da içimizden gelmiyor bir türlü nedense, "onarıp" duruyoruz.

"tepenin ardındakini bilsin istedim komşum;
ve bir gün buluştuk çizgide yürümek için.
ve tekrar belirlemek için aramızdaki duvarı." [1]

faik ağa gibi içindeki şeytanı kabul edemeyen insanoğlu, şeytanı başkalarında somutlaştırıp kendinden uzaklaştıracağını düşünmekten vazgeçemiyor. tepenin ardında tek tarafa yer verilen, faik ağa'nın safsataları yüzünden oluşan bir savaş var. keçilerin sınırı aşmasıyla başlayan kavga, şiddetlenerek büyüyor. tepenin ardındakiyle barış içinde yaşamaktansa, düşman kabul etmeyi kendine hak biliyor insanoğlu. ötekileştirme bu küçücük yaylada dallanıp budaklanıyor adeta. yavaş yavaş alev alıyor kavga. öfkeler çatışırken, olan iki dakikalık yas tutulan zafer'e ve zafer gibilere oluyor. önce bir neden, sonra da savaş için ağızları sulanan insanın trajedisine tanık oluyoruz. emin alper, insanın bizzat kendisinin yarattığı "yapay" düşmana yöneltiyor seyirciyi. film, çok şey demeden çok şey anlatıyor. izleyicinin uykusunu kaçırıp amaçsız, anlamsız savaşlara, kavgalara dair politik eleştirisini yapıyor.

[1] frost, r (1914). duvar onarımı, ismail h. aksoy (çev.).


Ad

!f 2017,7,!f 2018,14,akademi ödülleri,1,analiz,19,anthony hopkins,1,belgesel,2,berkay kılıç,6,burak aras,4,christian bale,1,david lynch,1,doğa bekiroğlu,38,duyuru,2,ethan hawke,1,fanzin,9,festival,6,filmekimi 2016,3,filmekimi 2017,7,golden globe,1,guillermo del toro,1,haber,76,ilginç,6,inceleme,122,irem turhan,9,istanbul film festivali,1,javier bardem,1,jennifer lawrence,1,jodie foster,1,kevin spacey,1,kısa film,4,kuzuların sessizliği,1,mark wahlberg,1,mother!,1,murder on the orient express,1,naz ekmekçi,73,nisan altın,52,noviseçki,14,oscar,2,ödül,13,quentin tarantino,1,seda bayram,16,sundance,2,the shape of water,1,the silence of the lambs,1,video,2,walter lassally,1,yeşilçam,1,zorba the greek,1,
ltr
item
novicinema - bağımsız sinema platformu: hayali bir düşman: tepenin ardı
hayali bir düşman: tepenin ardı
https://3.bp.blogspot.com/-fAkY4Wpc3So/WeHzchPQVFI/AAAAAAAACyU/CUn394dBPnAomJ-SKKehuxV-W3HadVCPgCLcBGAs/s320/tepeninard%25C4%25B1kapak.jpg
https://3.bp.blogspot.com/-fAkY4Wpc3So/WeHzchPQVFI/AAAAAAAACyU/CUn394dBPnAomJ-SKKehuxV-W3HadVCPgCLcBGAs/s72-c/tepeninard%25C4%25B1kapak.jpg
novicinema - bağımsız sinema platformu
http://www.novicinema.com/2017/10/hayali-bir-dusman-tepenin-ard.html
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/2017/10/hayali-bir-dusman-tepenin-ard.html
true
3808060751201340864
UTF-8
tüm gönderiler yüklendi üzgünüz başka yazı bulunamadı. HEPSİ tamamını oku Reply Cancel reply sil yazan: anasayfa SAYFALAR YAZILAR hepsini göster İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR tüm yazılar ARŞİV ARA TÜM YAZILAR eşleşen sonuç bulunamadı. > anasayfa pazar pazartesi salı çarşamba perşembe cuma cumartesi pazar pzrtesi salı çarş perş cuma cmrtesi ocak şubat mart nisan mayıs haziran temmuz ağustos eylül ekim kasım aralık ocak şubat mart nisan mayıs mayıs haz ağust eylül ekim kasım aralık şimdi 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago haftalar önce takipçiler takip et THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy