dunkirk ruhu: bir nolan gösterisi

christopher nolan'ın son filmi olan dunkirk, 21 temmuz’da ülkemizde gösterime girdi. film; ikinci dünya savaşının kırılma olaylarından biri olan "dunkirk tahliyesi"ni üç farklı açıdan anlatıyor; birincisi, dunkirk sahillerinde kurtarılmayı bekleyen askerlerin bir haftasını; ikincisi, ingiltere'den dunkirk sahillerine doğru yola çıkan sivil mürettebatın bir gününü ve üçüncüsü,  üç ingiliz pilotun bir saatini anlatıyor. filmin oyuncu kadrosunda harry styles, tom hardy, cillian murphy ve mark rylance yer alıyor.

filmi incelemeden önce dunkirk tahliyesi'nin, diğer adıyla "dinamo operasyonu"nun ne olduğuna biraz bakalım: yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi, ikinci dünya savaşının kırılma noktalarından biridir. 1940 yılında alman birlikleri manş kıyısına ulaşmış; fransız ve ingiliz birliklerini dunkirk (dunkerque) limanına yakın bir sahil şeridinde (yaklaşık otuz kilometrelik bir alanda) sıkıştırmıştı. hitler'den gelen şaşırtıcı bir kararla, alman birlikleri karadan saldırıyı durdurdu; fakat dunkirk sahili alman uçakları tarafından bombalanmaya devam etti. rivayet o ki, ingiliz birlikleri eğer alman birlikleri tarafından yok edilmiş olsaydı; ingilizlerin ordusunu toparlaması yıllarını alacaktı. artık ingilizler için büyük sorun vardı, dunkirk sahilindeki birliklerini tahliye etmeleri gerekiyordu. fakat, bu hiç de kolay olmayacaktı; çünkü alman uçakları ve denizaltıları tahliye için gelen gemileri avlamak için bekliyordu. operasyonun başındaki amiral ramsay'ın planlamaları tüm birlikleri kurtarmaya yetmedi; bunun üzerine amirallik, sahildeki tüm sivil birlikleri desteğe çağırdı. sonuç, planlanan rakamların çok daha fazlası oldu - filmin sonunda da amiralin söylediği gibi üç yüz bin kadar fazla. ingilizler bu başarısız çıkarmanın başarılı tahliyesini bir mucize olarak gördü; öyle ki dillerine de "dunkirk ruhu" olarak bir deyim bile  kazandırdılar. savaşın gidişatını etkileyen bu operasyon, nolan tarafından beyaz perdeye aktarıldı.


film, nolan sineması açısından değerlendirildiğinde çok zayıf kalıyor; çünkü nolan’ın alışık olduğumuz hikayesinden çok uzakta bir yapıya sahip. nolan'ın memento (akıl defteri, 2000), the dark knight (kara şövalye, 2008) gibi filmlerini hatırlayacak olursak, güçlü bir hikaye ve senaryo vardı; dunkirk'de ise görsellik ön planda tutulmuş. filmde anlatılan üç hikaye de alışık olduğumuz hollywood filmlerinden ötede değil; yakıtı bitmesine rağmen manevralar yapmaya devam eden pilot, sebebini anlayamadığımız şekilde dunkirk'e ulaşmaya çalışan ingiliz siviller gibi. yani, film nolan sinemasından çok uzak bir çizgi çiziyor. militarist övgülerle dunkirk'teki başarısızlık, bir destan gibi sunuluyor.


yazının girişinde de bahsettiğimiz gibi, film dunkirk tahliyesi'ni üç farklı bakış açısıyla veya savaşın üç faklı alanını (kara, deniz ve hava) anlatıyor. ilk hikayede, alman birlikleri tarafından dunkirk sahiline sıkıştırılmış müttefik askerlerini görüyoruz. tahliye için bekleyen 400.00 askerin geniş planda gösterildiğinde, tahliyenin ne kadar zor olduğunu hissediyoruz. alman uçaklarının bombardımanı esnasında yere yatıp ölümün onları bulmaması için beklemekten başka çareleri olmadığı perdeye gerçekçi bir şekilde aktarılıyor. sürekli olarak yapılan geniş plan çekimler, bizim film boyunca herhangi bir karakterle özdeşleşmemizi engelliyor ve bizi gerilimin içine itiveriyor. biri ingiliz, diğeri fransız, iki müttefik askerinin yaralı bir askeri tahliye gemisine yetiştirmeye çalıştıkları sahne, başlangıçta ajite bir görüntü çiziyor olsa da; işin aslının bunun gemiye girebilmek için yapıldığını anladığımızda film, realist bir çizgiye oturuyor. yani, filmde hiçbir karakter ucuz kahramanlık peşinde değil, herkes kendi canının derdinde. sonrasında ise tahliye gemisinin, alman uçakları tarafından vurulmasıyla buradan çıkışın hiç de kolay olmayacağını anlıyoruz. tahliye için gelen diğer gemiye bindirildiklerinde ise, bu kez alman denizaltılarının saldırısı başlıyor. askerler, kurtulmak için bindikleri gemiden kurtulmak zorunda kalıyor. sözünü ettiğimiz iki askerin sahilde çaresizce dalgaları seyrettiği sırada, başka bir müttefik askerinin tüm teçhizatını çıkararak kendini dalgalara bırakmasını seyrediyoruz. nolan bize çaresizliği, çaresizlikle veriyor. bu çaresizliğin resmi dilini ise, ingiliz subayının ve amiralinin konuşmalarından daha iyi anlıyoruz. öyle ki, batan gemilerdeki cesetler bile dunkirk'ten kurtulamıyor.


film boyunca onca patlama ve çatışma sahnesine rağmen hiç kanlı bir sahne yok, bu da filmin ilginç bir noktası. fakat nolan, verdiği bir röportajda kan ve çığlık gibi etmenlerin savaş filmlerinin etkisini düşürdüğünden bahsediyor, yani bu olay bir nolan imzası diyebiliriz. filmdeki amiral ve subayın idealist düellosu; filmin sonunda, britanya askerlerinin tahliyesinin ardından, subayın iskeleden inip tekneye binmesi ve amiralin, fransız askerlerinin tahliyesi için bekleyeceğini ifade etmesiyle çözülüyor. bu sahne, amiralin subaydan daha yukarıda durduğu klasik bir çekim açısıyla da güçlendiriliyor. hiçbir sahnede alman birliklerinin görülmemesi de, filmi diğer savaş filmlerinden ayırıyor. bunun sebebi, nolan'ın filmdeki gerilimi kesmek istememesi. filmle ilgili bir diğer ilginç nokta ise, kadın karakterin neredeyse hiç bulunmayışı. bu durum filmi, dunkirk tahliyesinin gerçekçi yapısından koparıyor; çünkü dunkirk tahliyesinde birçok ingiliz ve fransız kadın, gerek sahil hattında gerekse tahliye için gelen teknelerde görev alıyor.


filmin ikinci bakış açısı, ingiliz amiralliği'nin ilan ettiği seferberlik sonucunda ingiltere'den demir alan mr. dawson, oğlu peter ve oğlunun arkadaşı geoge'un, dunkirk sahillerine olan yolculuğu. bir savaş pilotu olan oğlunu, savaşın üçüncü haftasında kaybeden mr. dawson; yolcukları sırasında, bir enkazın üzerinde kurtarılmayı bekleyen askeri tekneye alıyor. asker, dunkirk sahiline tekrar gitmek istemiyor ve psikolojik olarak, savaşın travmatik etkisi içinde olduğu görülebiliyor. teknede, mr. dawson ve asker arasında çıkan tartışmada george yaralanıyor. filmde empati kurabildiğimiz tek hikaye bu; çünkü, diyaloglar yoğun bir şekilde geçiyor ve diğer hiçbir karakterin geçmişine dair bir şeyler verilmezken, mr. dawson ve george'a dair bir şeyler öğrenebiliyoruz. george yaralandıktan sonra, pasif biri olduğundan ve bir şeyler yapabildiğini ispatlamak için yolculuğa çıktığından bahsediyor. george, hikayenin ilerleyen dakikalarında ölüyor; fakat bu durumdan, onu yaralayan askere bahsedilmiyor. mr. dawson, hikayenin bir diğer idealist karakteri ve ona göre savaşı kendi yaşıtları çıkarmış, gençler de onların yüzden savaşmak zorundalar. bu düşünce, sahildeki askerlerin yaş grubu göz önüne alındığında, kendini tüm gerçekliği ile ortaya koyuyor. hikaye, dunkirk sahiline doğru yol aldıkları sırada filmin üçüncü hikayesi ile birleşiyor, denize iniş yapmak zorunda kalan ingiliz pilotunu boğulmaktan kurtarıyorlar. dunkirk sahiline ulaştıklarında, tüm sivil tekneleri görüyoruz. filmin bu kısımlarında, fedakarlık ve savaş iç içe işleniyor.


filmin son hikayesinde ise, üç ingiliz pilotunun havada alman uçakları ile yaptıkları mücadele anlatılıyor. hikayenin hemen başında, pilotlardan biri düşürülüyor; bir diğeri ise, denize zorunlu iniş yapıyor. son pilot, göstergesi bozulduğundan yakıt durumunu tahmini bir şekilde hesaplayarak mücadeleye devam ediyor. yakıtı bitmek üzere olmasına rağmen, alman uçağıyla gerilim dolu bir mücadele yaşıyor ve kazanıyor; yakıtı bittiği için de sahile manevralar yaparak iniş yapıyor. fakat iniş yaptığı alan, alman birliklerinin olduğu yer oluyor. filmin sonuna kadar suratında maskesiyle gördüğümüz pilotu, tom hardy canlandırıyor. filmin kamera açıları yönünden en etkileyici açılarını da, son hikayede görüyoruz. görüntü yönetmeninin, hoyte van hoytema olduğu düşündüğümüzde başarılı kamera açılarına veya etkileyici renklerine pek de şaşırmıyoruz. van hoytema, interstellar ve spectre filmlerinden hatırlayacağımız ve görünüşe göre, ilerleyen zamanlarda da çokça duyacağımız bir isim.

elbette, müziğin izleyici üzerindeki etkisi unutulmamalıdır. dunkirk'ün müzikleri, gerçekten takdiri hak ediyor. iki müttefik askerinin, yaralı askeri taşıdıkları sırada altta yer alan tik tak sesi, zamanın daraldığını ve gerilimin arttığını çok güzel ifade ediyor. filmin müzikleri, nolan'la iyi bir ikili oluşturan hans zimmer imzasını taşıyor. hans zimmer; inception, dark knight serisi ve interstellar filmlerinin de müziklerini üstlenen isim.

filmin yer yer belgesele kayan bir anlatımı var; yani, görsel açıdan didaktik bir yapı çiziyor. kimi sahneler ise, bir savaş simülasyonunu andıran bir yapıya sahip. bütün bunlar göz önüne alındığında, akıcı bir dile sahip olduğu görülüyor. film, asimetrik bir kurguya sahip. seyirci bunu, filmin ortalarında, zaman dilimlerinin birbiriyle uyuşmadığı sahnede fark ediyor. sonuç olarak filmi, bir nolan gösterisi olarak nitelendirmek mümkün.


Ad

!f 2017,7,!f 2018,14,akademi ödülleri,1,analiz,20,anthony hopkins,1,belgesel,2,berkay kılıç,8,burak aras,4,christian bale,1,david lynch,1,doğa bekiroğlu,52,duyuru,2,elbi pekcan,3,ethan hawke,1,fanzin,11,festival,6,filmekimi 2016,3,filmekimi 2017,7,filmekimi 2018,15,golden globe,1,guillermo del toro,1,haber,83,ilginç,6,inceleme,147,irem turhan,9,istanbul film festivali,1,javier bardem,1,jennifer lawrence,1,jodie foster,1,kevin spacey,1,kısa film,4,kuzuların sessizliği,1,mark wahlberg,1,mother!,1,murder on the orient express,1,naz ekmekçi,81,nisan altın,56,noviseçki,15,oscar,2,ödül,13,quentin tarantino,1,röportaj,1,seda bayram,19,sundance,2,the shape of water,1,the silence of the lambs,1,video,2,walter lassally,1,yeşilçam,1,zorba the greek,1,
ltr
item
novicinema - bağımsız sinema platformu: dunkirk ruhu: bir nolan gösterisi
dunkirk ruhu: bir nolan gösterisi
https://4.bp.blogspot.com/-RIie4Bg2-6A/WZxxFC5calI/AAAAAAAACAc/X0KSkwMdC7cifKnCNES5pJqN3MUXku88QCLcBGAs/s320/dunkirkkapak.jpg
https://4.bp.blogspot.com/-RIie4Bg2-6A/WZxxFC5calI/AAAAAAAACAc/X0KSkwMdC7cifKnCNES5pJqN3MUXku88QCLcBGAs/s72-c/dunkirkkapak.jpg
novicinema - bağımsız sinema platformu
http://www.novicinema.com/2017/08/dunkirk-ruhu-bir-nolan-gosterisi.html
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/2017/08/dunkirk-ruhu-bir-nolan-gosterisi.html
true
3808060751201340864
UTF-8
tüm gönderiler yüklendi üzgünüz başka yazı bulunamadı. HEPSİ tamamını oku Reply Cancel reply sil yazan: anasayfa SAYFALAR YAZILAR hepsini göster İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR tüm yazılar ARŞİV ARA TÜM YAZILAR eşleşen sonuç bulunamadı. > anasayfa pazar pazartesi salı çarşamba perşembe cuma cumartesi pazar pzrtesi salı çarş perş cuma cmrtesi ocak şubat mart nisan mayıs haziran temmuz ağustos eylül ekim kasım aralık ocak şubat mart nisan mayıs mayıs haz ağust eylül ekim kasım aralık şimdi 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago haftalar önce takipçiler takip et THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy