zebercet'in dünyası: anayurt oteli

"adım zebercet, oysa ben sizinkini bilmiyorum. gecikmeli ankara treniyle geldiniz üç gün önce. kaydınızı yapamadım, adınızı söylemediniz. döneceğinizi biliyorum, gittiğiniz köyden, hacırahmanlı'dan. bir haftaya kadar dönerim dediniz."

ömer kavur'un, yusuf atılgan'ın aynı adlı romanından uyarladığı 1987 yapımı anayurt oteli, konaktan bozma otelin sahibi zebercet (macit koper) ve onun gecikmeli ankara treniyle gelen kadını bekleyişini ele alıyor. anayurt oteli'nin müşterileri, çoğunlukla o bölgeden geçerken tek geceliğine orada kalan kişiler. gecikmeli ankara treniyle gelen gizemli kadın da (şahika tekand) tek geceliğine orada kalmış, zebercet'e bir hafta sonra döneceğini söyleyerek bölgedeki köylerden birine gitmiş. zebercet’in zamanla bir saplantı halini alan tutkulu bekleyişi işte böyle başlıyor.

film, kadının otelden ayrıldığı üçüncü güne açılıyor. zebercet'i boş odanın köşesinde ellerini kavuşturmuş konuşurken buluyoruz. utangaçlığından olacak, ellerini nereye koyacağını bilemiyor. ömer kavur, kimseyle doğru düzgün iletişim kuramayan bu adamın sıkıntısını ellerine aktararak monoloğunu pekiştiriyor. "adım zebercet" diye konuşmasına başlıyor ve kendisiyle ilgili, önemli bütün tarih ve olayları sıralıyor: "şu tarihte doğdum, şu zaman annem öldü, bu tarihte sünnet oldum, bu tarihte askere gittim" gibi. ömer kavur, sembolik tarihlerle hem toplumsal yaşamın sıkıntılı atmosferine hem de birilerinden sıcaklık görmek isteyen yalnız bir adamın portresine odaklandığını söylüyor. zebercet orada olmayan kadına kendini tanıttıktan sonra, umutsuzca karşılık bekliyor. izleyici için zebercet'in portresi daha da belirginleşiyor böylece. bu yalnız adam, çevresindeki diğer insanlarla iletişim kurmak yerine imgesel bir aşka yönelmiş. peki bir otel yöneten ve her gün birçok insanla karşılaşan bu adam, neden bunu tercih ediyor? neden insanlarla sağlıklı bir iletişim kuramıyor?


zebercet, kendini beğenmişlik ile dış dünyadan ölesiye korkma arasında ruhsal gelgitler yaşıyor. gizemli kadına duyduğu aşk, onun için kurtuluş umudu. zebercet'i izlerken, biz de benzer bir gelgit yaşıyoruz. bir yandan, onun yaşadığı bu derin yalnızlığa hüzünleniyor ve belli bir düzeyde onunla yakınlaşıyoruz. öte yandan, kendisinden başka kimseyi düşünmeyen; temizlikçisi zeynep'in (serra yılmaz) zayıflığından umursamazca "faydalanabilecek" kadar aşağı kişiliğiyle bizi hiddetlendirmeyi de başarıyor. film ilerledikçe, zebercet'i hem böyle mahzun hem böyle zalim yapanın ne olduğunu sorgulamaya devam ediyoruz. başta gizemli kadın, zebercet için hayata dönüşünün simgesi. aşık olduğu kadını beklerken, dış dünyaya açılmak için bir neden kazanıyor. içinde olduğu döngüyü kırıyor. başka bir yere tıraş olmaya gidiyor, bir mağazaya girip kendisine yeni kıyafetler alıyor. bir yandan da, kadın geldiğinde onunla nasıl konuşacağını, neler söyleyeceğini yüksek sesle prova ediyor - geleceğe dair umudu var. ancak, kadının bir türlü dönmemesiyle ruhsal çöküntüsü başlıyor. kadının döneceğine dair umudu kalmadığında, kurulu düzeni de tamamen dağılıyor. kendi odasından çıkıp 1 no'lu odada kalmaya başlıyor önceleri. ardından otele gelen müşterileri geri çeviriyor. dış dünyayla olan sınırlı ilişkisini tamamen kesiyor.

en başından, zebercet'in diğer insanları küçümser bir tavrı olduğunu görüyoruz. ancak bunu insanlara bir şey söyleyerek göstermek yerine, kendini onlardan soyutlayarak yapıyor. insanları beğenmez tavrı, en çok temizlikçisi zeynep’le olan ilişkisinde kendini gösteriyor. büyük ihtimalle, dayısı dediği insanın tecavüzüne uğradıktan sonra otele getirilen zeynep'e karşı en ufak bir vicdani tutum göstermiyor. zeynep'in çaresizliğini, mağdurluğunu anlamaya çabalamıyor; onu korumuyor. üstelik, cinsel ihtiyaçlarını karşılamak için zeynep'i bir nesneye dönüştürmekten de çekinmiyor. zeynep ise tüm bu olanlardan kaçabilmek için sürekli uyuyor ya da uyur gibi yapıyor. zebercet, kullandığı kadından da yakınlık görmediği için onu boğarak öldürebilecek kadar hissizleşiyor.


ardından, mahkemeye giderek bir davayı izlemeye başlıyor. bu, aynı zamanda kendisiyle olan içsel hesaplaşması. kendini sanıkla özdeşleştiriyor. sanığa sorulan sorular, sanki kendisine yöneltilmiş gibi içinden cevaplıyor. hatta sanığa ayağa kalkması söylendiğinde, zebercet de ayağa fırlıyor. bu nedenle, zebercet'in tam anlamıyla aklını yitirmiş bir karakter olduğu söyleyemeyiz; çünkü yaptıklarının farkında. yine de saplantıları, zihninde yarattığı dünyadan çıkamaması veya insanların bu dünyanın bir parçası olmasına izin vermemesi onun şizoid bir yapıda olduğunu gösteriyor.

gecikmeli ankara treniyle gelen kadının kaldığı oda, zebercet için kutsal. burası hem beklediği kadına olan aşkının bir mabedi hem de dünyaya geldiği oda. kadın gitti gideli zebercet odayı ayin havasında ziyaret ediyor. kadından kalan eşyaların düzenini bozmamaya özen gösteriyor. eli, küllükteki sigaralara gitse de dokunamıyor. yalnızca küllüğü izliyor ve hiçbir şeye dokunmadan gidiyor. odaya her ziyaret, arzularıyla ve özlemiyle dolu. odadaki her eşya, onun için hazzın simgesi. kadının ruj izinin kaldığı çay bardağını alıp dudağını değdirmek istemesi de bundan. çay bardağı, zebercet için kadının dudağının yerini alıyor ve cinsel hazzın nesnesine dönüşüyor. ancak çay bardağının yere düşüp kırılmasıyla, kadının ardında bıraktığı tüm izler ve mabedin büyüsü bozuluyor. en değerli nesne olan çay bardağının, üst katta yatan emekli albayın yataktan düşüşüyle kırılması zebercet’i mahvediyor. odanın bozulduğunu düşünüyor ve aynaya dönerek sanki kadınla konuşuyormuş gibi "artık gelmezsiniz" diyor. bir haftadır uyuduğu odadan çıkıyor ve kadın gittikten sonra ilk kez ışıkları söndürüyor.


ertesi sabah, odaya yeni bir çay bardağı koymasıyla Zebercet'in tutumunda değişiklik gözlemliyoruz. başta bu mabedin yalnızca bekçisiyken, artık onun yaratıcısı. kadının yattığı yatağa giderek "doğduğum yatak bu" demesi, odanın asıl sahibi olduğunu, kadının hayaline kanıtlamak istediğini gösteriyor. artık zebercet, eşyalarla farklı bir etkileşim halinde. kadının kullandığı havlu, onun bedeninin yerini alıyor. yine de yeterli değil. tutkuyla istediği; ama bir türlü ulaşamadığı kadının yerini bir türlü dolduramıyor.

zebercet'in bu odada kendini tanıtmasıyla başlayan film, yine bu odada son buluyor. neyi, kimi beklediğini sorgularken bir üst kattaki 6 no'lu odanın zemininden, bu odanın tam ortasına bir ip sarkıtıyor. ipi hazırladıktan sonra tıraş oluyor, güzelce ceketini giyiyor ve yatağın üzerinde koyduğu masaya çıkıyor. yatağa çıkarken ayakkabılarıyla basmak istemediğinden, yatağa bir örtü örtüyor. bu oda, zebercet için hala kutsallığını koruyor. masanın üzerine çıktıktan sonra düğmelerini ilikliyor, "adım..." diye başlayan cümlesini bitirmeden sandalyesini itip yaşamına son veriyor. ardından boş otel koridoru, merdivenler, resepsiyon, mutfak, zeynep'in zemin kattaki odada yatan cansız bedeni ve kömürlükte duran tozlu eşyalar gösteriliyor. bu tozlu eşyaların arasında, zebercet'in anne ve babasının fotoğrafları da var. annesinin kırık çerçevedeki fotoğrafına yapılan yakın çekimde zebercet'in annesinin, gecikmeli ankara treniyle gelen kadınla aynı kişi olduğunu görüyoruz.


anne, zebercet'in özlem duyduğu bir figür. filmde, buna dair önemli üç unsur var: filmin başındaki monolog, çay bardağının kırılmasına neden olan emekli albay ve otelin mimari düzeni. filmin başında zebercet, annesini sünnet olduğu yaz kaybettiğini anlatıyor. erkek çocuklarının oedipus kompleksine bağlı yaşadıkları iğdiş edilme korkusu, zebercet'in sünnet olmasıyla pekişmiş. bu korku, bilinçdışında yatan anne arzusuyla birleşerek, annesinin ölümünden kendisini sorumlu tutmasına neden oluyor. babasıyla olan sorunlu ilişkisinde yalnız kalan zebercet hem babasından nefret ediyor hem de ona benzemeye çalışıyor. aynadaki yansımasının bıyıklı olduğunu görüp tıraş olmaya gitmesi, babasına olan öfkesini vurguluyor. öte yandan horoz dövüşü izlerken tanıştığı ekrem'e, adının zebercet değil de, babasının adı olan ahmet olduğunu söylemesi ona benzemeye çalışmasını kanıtlıyor.

emekli albay ve zebercet arasındaki ilişkiye baktığımız zaman, belli belirsiz bir çatışma olduğunu fark ediyoruz. emekli albay, gecikmeli ankara treniyle gelen kadın gittikten sonraki gün otele yerleşmiş. sürekli lobide oturarak zebercet'in hareket alanını kısıtlıyor, onu huzursuz ediyor. bu durum, anneyi elde etmeye çalışan baba - oğul çatışmasına benziyor. emekli albayın yataktan düşerek çay bardağının kırılmasına neden olması, zebercet için kadını kaybetmesi anlamına geliyor. nasıl ki, oedipus kompleksindeki erkek çocuğu anneyi elde edemeyeceğini anlayarak yenilgiyi kabulleniyorsa; zebercet de emekli albaya yenik düşüyor ve kadına sahip
olamayacağını anlıyor.


otelin mimari düzenini ise şöyle okuyabiliriz: resepsiyonun bulunduğu giriş katı, zebercet'in egosunu simgeliyor. bu katta zebercet insanlarla iletişim kuruyor, oteli yönetiyor ve normal davranışlar sergiliyor. ikinci kat, emekli albayın kaldığı 6 no'lu odanın bulunduğu yer. kadını elde etmeye çabasından döndüren emekli albayın kaldığı ikinci kat, süperegosunu temsil ediyor. zeynep'in odasının bulunduğu zemin kat ve kömürlük ise idini simgeliyor. zebercet burada, cinsel isteklerini özgürce karşılıyor ve en ufak bir çatışmaya maruz kalmıyor. son olarak, annesinin fotoğrafının bulunduğu kömürlük, zebercet'in bilinçdışında yatan anne arzusunun bir göstergesi.


Ad

!f 2017,7,!f 2018,14,akademi ödülleri,1,analiz,20,anthony hopkins,1,belgesel,2,berkay kılıç,8,burak aras,4,christian bale,1,david lynch,1,doğa bekiroğlu,52,duyuru,2,elbi pekcan,3,ethan hawke,1,fanzin,11,festival,6,filmekimi 2016,3,filmekimi 2017,7,filmekimi 2018,15,golden globe,1,guillermo del toro,1,haber,83,ilginç,6,inceleme,148,irem turhan,9,istanbul film festivali,1,javier bardem,1,jennifer lawrence,1,jodie foster,1,kevin spacey,1,kısa film,4,kuzuların sessizliği,1,mark wahlberg,1,mother!,1,murder on the orient express,1,naz ekmekçi,81,nisan altın,56,noviseçki,15,oscar,2,ödül,13,proje,1,quentin tarantino,1,röportaj,1,seda bayram,19,sundance,2,the shape of water,1,the silence of the lambs,1,video,2,walter lassally,1,yeşilçam,1,zorba the greek,1,
ltr
item
novicinema - sinema platformu: zebercet'in dünyası: anayurt oteli
zebercet'in dünyası: anayurt oteli
https://2.bp.blogspot.com/-DAbuG71EgiY/WUAKTqWbRbI/AAAAAAAAB34/oYQB1B4ULgU1c4nKbGWYI19RcBNlJp9sACLcB/s320/kapak%25281%2529.jpg
https://2.bp.blogspot.com/-DAbuG71EgiY/WUAKTqWbRbI/AAAAAAAAB34/oYQB1B4ULgU1c4nKbGWYI19RcBNlJp9sACLcB/s72-c/kapak%25281%2529.jpg
novicinema - sinema platformu
http://www.novicinema.com/2017/06/zebercetin-dunyas-anayurt-oteli.html
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/2017/06/zebercetin-dunyas-anayurt-oteli.html
true
3808060751201340864
UTF-8
tüm gönderiler yüklendi üzgünüz başka yazı bulunamadı. HEPSİ tamamını oku Reply Cancel reply sil yazan: anasayfa SAYFALAR YAZILAR hepsini göster İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR tüm yazılar ARŞİV ARA TÜM YAZILAR eşleşen sonuç bulunamadı. > anasayfa pazar pazartesi salı çarşamba perşembe cuma cumartesi pazar pzrtesi salı çarş perş cuma cmrtesi ocak şubat mart nisan mayıs haziran temmuz ağustos eylül ekim kasım aralık ocak şubat mart nisan mayıs mayıs haz ağust eylül ekim kasım aralık şimdi 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago haftalar önce takipçiler takip et THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy