günümüzde neden iyi bir hollywood filmi yapılamıyor?

2016 yılı, gişe hâsılatı açısından hollywood için tam bir hüsran oldu. özellikle hayalet avcıları ve alis harikalar diyarında 2: aynanın içinden gibi devam serisi türevleri izleyici bıkkınlığından paylarını birer birer aldılar.

peki, buna rağmen hollywood neden kimsenin istemediği devam filmlerini yapmaya devam ediyor? bu durumu, çok pahalı bir bağımlılık olarak tanımlayabiliriz. hollywood endüstrisi, aşağıdaki gerçekler var olduğu sürece de bu bağımlılıktan kurtulamayacak gibi görünüyor.

“film haklarını elde tutmak oldukça zahmetli bir iş”

fox, fantastik dörtlü’yle uğradığı hüsrana rağmen devam filmi çekmeye hazırlanıyor. bunun tek nedeni ise film haklarının marvel’a geri dönme olasılığı. anlaşmalara göre stüdyolar, bu tür film serilerinin (franchise) haklarını kaybetmemek için her x senede bir film çekmek zorundalar. fantastik dörtlü’nün 1994’teki ile 2005’teki versiyonları ve 2015’te çekilen başarısızlık abidesi tamamen bu amaçla yapılmış filmler. fantastik dörtlü serisinde herhangi bir zorunluluk olmadan çekilen tek film ise 2007 tarihli fantastik dörtlü: gümüş sörfçü’nün yükselişi.

kısaca, film haklarını ellerinde tutmak için stüdyoların bulduğu formül “kötü de olsa tam şu an bir film yap, daha sonra nasıl olsa daha iyisini yapacak zamanı bulursun.” ne yazık ki çoğu zaman stüdyolar bu formüldeki ikinci kısmı tamamen görmezden geliyorlar.

2011 yılında sadece iki haftada çekilen hellraiser: revelations filmi de bu formüle bir örnek. weinstein company ve dimension films hellraiser için bir devam filmi çekmeyi zaten planlıyordu, ancak 6 senedir herhangi bir hellraiser filmi yapmamışlardı ve bu yüzden film haklarını kaybetme tehlikesiyle burun buruna geldiler. çözüm olarak da alelacele revelations filmini gösterime hazırladılar. hellraiser filmlerinin ikonik karakteri pinhead’i canlandıran doug bradley bu filmde yer almayı reddettiği için stephan smith collins ile yollarına devam ettiler.

geçtiğimiz şubat ayına kadar hellraiser’la ilgili duyduğumuz son şey buydu. ancak, dimension films halloween serisinin haklarını kaybetmenin acısıyla yeni bir hellraiser filmi yapacağını duyurdu. yani, hollywood’daki “yer tutucuların” hellraiser serisini yalnızca pinhead’in krallığında görebileceğimiz türden bir işkenceye maruz bırakacağı günler yaklaşıyor.

“stüdyolar orijinal senaryoları devam filmlerine dönüştürüyorlar”

işin doğrusu, devam serileri seline boğulmuş gibi görünen hollywood’a sürekli orijinal senaryolar geliyor. sadece, biz onları orijinal filmler olarak göremiyoruz. örneğin, george nolfi’nin yazdığı honor among thieves adlı tiyatro oyunu, daha sonradan ocean’s 12 filmine dönüştürüldü. oyun, iki becerikli hırsızın dünyanın en iyisi olma yarışını konu alıyordu. filmin yönetmeni steven soderbergh, tiyatro oyununu izledikten sonra ocean’s 11’ın tonuna çok yakın bulduğu için, oyunu kendi filmindeki karakterlere yamadı.

son çekilen zor ölüm filmi (ölmek için güzel bir gün) hariç, serinin bütün filmleri başka bir film olarak ortaya çıktı. ilk zor ölüm filmi, arnold schwarzenegger’in komando filminin devam filmi olarak yazılmıştı. schwarzenegger filmden son anda vazgeçince zor ölüm’e dönüştürüldü. ikinci film (die harder), frank malone adında bir polisi anlatan 58 dakika adlı kitaptan uyarlandı. üçüncü film (die hard with vengeance), cehennem silahı serisinin 4. filmi olarak hazırlanmıştı, ancak son anda çekilmesinden vazgeçildi ve zor ölüm filmine dönüştürüldü. dördüncü film (live free or die hard) ise ww3.com adıyla anılıyordu ve wired.com'da yayınlanan bir makaleden uyarlanmıştı.

daha güncel bir örnek verecek olursak; cloverfield yolu no:10, aslında the cellar olarak çekilmeye başlamıştı. bu yıl gösterime giren ve uzun bir süre planlı olarak başka bir isimde (the woods) çekimleri yürütülmüş olan blair cadısı filminin aksine, the cellar’ın adı yapım esnasında aniden değiştirildi. cloverfield yolu no:10’un yapımcısı j.j. abrams’a göre, bu düşük bütçeli psikolojik indie gerilim filmi cloverfield’la benzer bir dna’ya sahipti. o kadar benzerdi ki, filmin sonu tamamen çöpe atıldı ve içinde uzaylı savaşı olan yepyeni bir son çekildi. the cellar, bir sığınakta mahsur kalan insanları anlatan daha karanlık, daha muğlak bir filmdi ve esasında cloverfield’la hiçbir alakası yoktu. stüdyo böyle bir filmi satamayacağını fark edince, içine biraz uzaylı kattı ve “bu film cloverfield’ın akrabası” diyerek bir devam filmine dönüştürdü. sonrasında, herkes j.j. abrams’ı bu filmin arkasındaki muhteşem deha ilan etti. yani, bu filmi gerçekten yazan ve yönetenler haricindeki herkes.

“stüdyolar orijinal filmleri nasıl satacaklarını bilmiyorlar”

stüdyoların orijinal senaryoları devam filmlerine göre yontmalarının tek sebebi, bu sayede filmlerin daha kolay satılması. batman v. superman filmi, yalnızca ismi sayesinde yüzlerce milyon dolar kar getirdi. aynı şeyi ex machina ya da don’t breathe gibi filmler için söylemek ise mümkün değil. bu tür filmler, bir sıçrama yapmak için kendi sinematik marifetlerine güvenmek zorundalar. bu nedenle herhangi bir indie film, beklenmedik bir başarı gösterdiğinde “yılın sürprizi” olarak anılıyor.




öte yandan büyük bütçeli orijinal filmler başarısız olduklarında, stüdyoların “orijinalliğe saygı yok, biz neden uğraşıyoruz ki?”, “biz orijinal film yaptık, halk anlamadı” tepkileriyle karşılaşıyoruz. stüdyolar böyle yaparak sadece markalaşmaya olumlu tepki gösteren kalitesiz izleyici sürüsünü “hedef kitle” olarak gösteriyorlar. böylece hem yapacakları yüzlerce devam filmi için bahane yaratıyorlar hem de orijinal filmlerin başarısını “beklenmedik başarı” şeklinde sunarak reklam yapmayı kolaylaştırıyorlar.

bu sebeple tam manasıyla orijinal filmler yapan yönetmenler de birer markaya dönüşüyorlar. yani, evrim (transcendence) iyi bir film olduğu için değil "bir christopher nolan filmi” olduğu için başarılı olmuş oluyor. bu tür bir markalaşma, bir bakıma stüdyoların işine de geliyor. çünkü hollywood, orijinallik karşısında ne yapacağını bilemiyor ve yönetmenlerin markalaşmasından medet umuyor. bunun da tek nedeni, filmlerin belli bir film türüne dahil edilmesinin kolay olmaması. bir filmi, “komedi” ya da “dram” diye tanıtmak yerine “bir m. night shyamalan filmi” olarak tanıtmak daha kolay geliyor. tomorrowland’i ele alalım. genç bir kızın bir bilimkurgu macerasına atılmasını konu alan disney filmi, talihsiz bir biçimde “j.j. abramsvari bir gizem kutusu” olarak, 50 yaşındaki george clooney üzerinden tanıtıldı ve sonuç olarak…



“filmler nasıl biteceklerini bilmiyorlar”

filmin bitiş jeneriğinden sonra gösterilen sürpriz sahnelerin filmler arasında giderek yaygınlaştığını fark etmişsinizdir. işin görünen tarafında stüdyolar, marvel’ın son birkaç yılda sinemada elde ettiği başarıyı taklit etmeye çalışıyor gibi görünüyorsa da, bu tür sahnelerin asıl amacı devam filmi için uygun bir ortam yaratmak. filmin içinde hiçbir şekilde bir devam filmi olacağının emarelerini gösterme zahmetine girmeden, jeneriğin sonuna konulmuş iki dakikalık açık uçlu bir sahneyle işi halletmiş oluyorlar. örneğin, bu yıl gösterime giren kayıp balık dory’nin bitiş jeneriğinde saf deniz aslanı gerald’la biten bir dakikalık bir sahne yer alıyor. filmi izleyenler, sonrasında gerald’la ilgili ayrı bir film istediklerini sosyal medyadan defalarca belirttiler.

(disney gerald hakkında bir film yapmalı! o bunu hak ediyor!) 

yani, bu sahneler ve bu sahnelerin sosyal medyaya yansıması aracılığıyla da izleyicilerin bir devam filmini ne kadar da çok istedikleri “ölçülmüş” oluyor. sonuç olarak, devam filmi isteyenler filmlerine, stüdyolar da paralarına kavuşmuş oluyor. herkes kazanıyor!

maymunlar cehennemi: başlangıç filminde james franco’nun oynadığı karakterin caesar’ın kurduğu korkunç orduyu bitirmek adına ölmesi gerekiyordu. ancak, stüdyo yöneticileri bir devam filminde karaktere ihtiyaç duyulabileceğini düşünerek bunu senaryodan çıkarttı. devam filmi çekilmesine çekildi ama franco’nun karakterine ihtiyaç olmadığı için karakter iki film arasında bir yerde öldürüldü.

hollywood, marka yaratmak uğruna filmlerdeki yalınlığı ve kesinliği gün geçtikçe daha da çok kurban ediyor. çok uzak gelecekteki ihtimalleri düşünürken bugün neyin önemli olduğunu unutuyorlar. star wars’ı sevmemizin nedeni, bir noktadan sonra bitmiş olmasıydı. lucasfilm yöneticilerinin açıkladığı gibi “star wars’ın son filmini görmeye ömrümüzün yetmeyeceği” için değil, sadece üç filmden oluşan ve filmlerle anlatılamayacak kadar büyük bir evreni konu aldığını ima eden sonlu bir meta olduğu için star wars serisini sevmiştik. istemediğimiz kadar çok devam filmi, yalnızca böyle özel film serilerinin özel olmaktan çıkmasına neden olacaktır.

“karakterler birer markadır ve markalar ölmez - ya da hollywood ölmelerine izin vermez"

internetin hayatlarımıza girişiyle, filmlerin sinema gösterimlerinden para kazanma oranı ciddi anlamda bir düşüş yaşadı. bu sebeple stüdyolar asıl hedeflerini bilet satışından, ürün satışı (merchandising) gibi farklı yollarla sinemayı metalaştırmaya kaydırdı. bu noktada, süper kahramanlar yine günü kurtardı ve stüdyoların yardımına koştu. çünkü her bir süper kahraman yürüyen (ya da uçan) birer markaydılar. bugün elimizde, 3 farklı aktör tarafından canlandırılmış 4 farklı kostüm kombinasyonuna sahip 5 farklı spiderman filmi var. hiçbiri yeterince iyi filmler değil, ama sadece spiderman ismi yıllık 1 milyar dolar kazanç sağlamaya yetiyor.

markalar hiçbir zaman ölmez ya da hollywood onları diri tutmak için elinden gelen her şeyi yapar. örneğin, korku seansı (the conjuring) filmi için bir devam filmi yapıldıktan hemen sonra, günümüzün chucky’si annabelle ile ortak bir film yapılacağı ve korku seansı’nda yan karakter olan rahibe için de ayrıca bir film çekileceği duyuruldu.


korku seansı’nın yapımcıları elbette bunu akıllarında bu filmler için mükemmel fikirler olduğundan değil, markayı ayakta tutmak için yapıyorlar. yani, bir marka tekrar tekrar gündeme geldiği, konuşulma süresi uzadığı sürece bir senaryoya, hatta bir fikre bile ihtiyaç duyulmuyor. belli bir noktada ise stüdyolar için kaçınılmaz son geliyor. bu da bizi bebe şehirde (babe pig in the city) filmine götürüyor…


“bir devam filmine başlandıktan sonra geri dönüş mümkün değil”

bu 1999 yapımı aile filmi, bir anlamda hollywood filmlerinin kaçınılmaz sonunu başlatıyor. universal pictures, film daha tasarım aşamasındayken yüzlerce bilgisayar oyunu ve oyuncak anlaşmalarına imza atıyor. bu anlaşmalar sayesinde şükran gününde gösterime gireceğini erkenden duyurabiliyor ve paramount, rugrats filminin gösterim takvimini tamamen değiştirmek zorunda kalıyor. bu nedenle halen günümüzde stüdyolar devam filmlerini yayınlayacaklarını yıllar öncesinden duyurarak “yer kapıyorlar.”

anlaşmalar ve ürün satışları filmin senaryosu daha bitmeden tamamlanıyor. bu nedenle iron man 3 gibi filmler, oyuncak satışlarına uygun olacak şekilde yeniden yazılmak zorunda kalıyor. finansal zorunluluklar nedeniyle filmlerin kalitesi ikinci plana atılmış oluyor.

(yazar shane black, iron man 3’teki kötü kadın kahramanın oyuncak satışları nedeniyle çıkarıldığını açıkladı.)

marketing hüküm sürdüğü için, stüdyolar oyuncularla büyük çaplı, pahalı anlaşmalar imzalamak zorunda kalıyorlar. johnny depp, beşinci karayip korsanları filmi için yeni bir anlaşma imzaladı. mark wahlberg, yaptığı anlaşmaya göre iki transformers filminde daha yer alacak. sebastian stan, marvel’la yaptığı anlaşmaya göre kış askerini dokuz kez daha oynamak zorunda. zoe saldana ve sam worthington üç avatar filminde daha boy göstermek zorundalar. daha da kötüsü, bu finansal anlaşmalar yüzünden stüdyolar yazılmamış senaryolara tamamen bel bağlamış durumdalar. yani yarın james cameron ölebilir, bu nedenle çekilecek olan ikinci avatar filminin senaryosu yarım kalabilir. ama böyle bir durumda avatar 2’nin gösterime girdiği gün açılacak olan 500 milyon dolarlık tema parkı anlaşması nedeniyle stüdyo senaryoyu bir şekilde bitirmek zorunda kalacaktır.

siz de tahmin edersiniz ki, iyi filmler bu şekilde yapılamaz. stüdyolar marketing uğruna, gelecekte yapılıp yapılamayacağı belli olmayan büyük projelerle adeta kumar oynuyorlar. tek bir başarılı film çekmek yerine belli bir zaman çizelgesi olan beş-on filmlik seriler üretmeye çalışıyorlar. bu üretim sorununa buldukları çözüm ise, ya makineleşme ve tekdüzeleşme adına sinematik kaygıları bir kenara atmak (marvel) ya da önlerine gelen her projeye son çare gözüyle bakıp üstüne atlamak (dc) oluyor. çözümleri her ne olursa olsun, iyi filmler yapmaktan uzaklaşıyorlar. sonuç olarak, domuzcuk bebe bütün bunlar senin suçun.



Ad

!f 2017,7,!f 2018,14,akademi ödülleri,1,analiz,20,anthony hopkins,1,belgesel,2,berkay kılıç,8,burak aras,4,christian bale,1,david lynch,1,doğa bekiroğlu,52,duyuru,2,elbi pekcan,3,ethan hawke,1,fanzin,11,festival,6,filmekimi 2016,3,filmekimi 2017,7,filmekimi 2018,15,golden globe,1,guillermo del toro,1,haber,83,ilginç,6,inceleme,147,irem turhan,9,istanbul film festivali,1,javier bardem,1,jennifer lawrence,1,jodie foster,1,kevin spacey,1,kısa film,4,kuzuların sessizliği,1,mark wahlberg,1,mother!,1,murder on the orient express,1,naz ekmekçi,81,nisan altın,56,noviseçki,15,oscar,2,ödül,13,quentin tarantino,1,röportaj,1,seda bayram,19,sundance,2,the shape of water,1,the silence of the lambs,1,video,2,walter lassally,1,yeşilçam,1,zorba the greek,1,
ltr
item
novicinema - bağımsız sinema platformu: günümüzde neden iyi bir hollywood filmi yapılamıyor?
günümüzde neden iyi bir hollywood filmi yapılamıyor?
https://4.bp.blogspot.com/-coPzLZPP-JA/WKID317ENpI/AAAAAAAAAU4/1XFTL0Rha5E7Pui_QV0GB_fH3SDjZ2S0ACLcB/s320/ba%25C5%259F%2Bfoto%25C4%259Fraf.jpg
https://4.bp.blogspot.com/-coPzLZPP-JA/WKID317ENpI/AAAAAAAAAU4/1XFTL0Rha5E7Pui_QV0GB_fH3SDjZ2S0ACLcB/s72-c/ba%25C5%259F%2Bfoto%25C4%259Fraf.jpg
novicinema - bağımsız sinema platformu
http://www.novicinema.com/2016/10/gunumuzde-neden-iyi-bir-hollywood-filmi_2.html
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/
http://www.novicinema.com/2016/10/gunumuzde-neden-iyi-bir-hollywood-filmi_2.html
true
3808060751201340864
UTF-8
tüm gönderiler yüklendi üzgünüz başka yazı bulunamadı. HEPSİ tamamını oku Reply Cancel reply sil yazan: anasayfa SAYFALAR YAZILAR hepsini göster İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR tüm yazılar ARŞİV ARA TÜM YAZILAR eşleşen sonuç bulunamadı. > anasayfa pazar pazartesi salı çarşamba perşembe cuma cumartesi pazar pzrtesi salı çarş perş cuma cmrtesi ocak şubat mart nisan mayıs haziran temmuz ağustos eylül ekim kasım aralık ocak şubat mart nisan mayıs mayıs haz ağust eylül ekim kasım aralık şimdi 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago haftalar önce takipçiler takip et THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy